32) Rüzgar Enerjisi’nin Dünü (1998), Bugünü (2014) ve Yarını (2023)

Ülkemizde son dönemlerde sıkça gündeme gelen yenilenebilir enerji sistemlerinin elektrik enerjisi üretimi için kullanımının yaygınlaştırılması için yapılan çalışmalar, 2023 hedeflerinin belirlenmesinden sonra tüm resmi kurum ve kuruluşların yanı sıra sektörle ilgili sivil toplum kuruluşları tarafından da hızlandırılmıştır.

Yüksek Planlama Kurulu’nun 18/5/2009 tarih ve 2009/11 sayılı Kararı ile yayınlanan Elektrik Enerjisi Piyasası ve Arz Güvenliği Strateji Belgesinde, yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik enerjisi üretimi içerisindeki payının Türkiye Cumhuriyetinin 100. Kuruluş yıldönümünün kutlanacağı 2023 yılında en az %30 düzeyinde olması hedeflenmektedir. Yenilenebilir enerji kaynakları içerisinde yer alan hidroelektrik potansiyelimizin tamamının elektrik enerjisi üretiminde kullanılması hedefinin dışında, 600 MW lık jeotermal potansiyelinin tamamının devreye alınması, güneş enerjisine dayalı elektrik üretiminin kullanılması uygulamasının yaygınlaştırılması ve rüzgar enerjisine dayalı kurulu gücün en az 20000 MW olması hedeflenmiştir.

Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı’nın yaptığı bilgilendirme de Türkiye için yer seviyesinden 50 metre yükseklikte, 7,5 m/s üzeri rüzgar hızlarına sahip bölgeler içerisinde kilometrekareye 5 MW gücünde RES kurulabileceği kabul edilmektedir. Bu bilgiler ışığında, orta-ölçekli sayısal hava tahmin modeli ve mikro-ölçekli rüzgar akış modeli kullanılarak üretilen rüzgar kaynak bilgilerinin verildiği Rüzgar Enerjisi Potansiyel Atlası (REPA) hazırlanmıştır. Yapılan bu çalışmaların ardından Türkiye’nin rüzgar enerjisi potansiyeli 48000 MW olarak belirlenmiştir. Bu potansiyele karşılık gelen toplam alan Türkiye yüz ölçümünün %1,30’una denk gelmektedir.

Türkiye’de şebekeye bağlı rüzgâr enerjisi ile ilk elektrik üretimi 1998 yılında başlamış ve 8,7 MW kurulu güç ile yıl tamamlanmıştır. Daha sonra ikinci yatırım olarak 2000 yılında 10,20 MW, üçüncü olarak 2003’te 1,20 MW devreye alınmıştır. 1999, 2001, 2002, 2004, 2005 yıllarında herhangi bir yatırım yapılmamış, 2006 yılından itibaren ise bu yatırımlar ivme kazanmış ve hız kesmeden devam etmiştir. 2006 yılından sonra gerçekleşen önemli gelişmelerin kaynağı ise 10.05.2005 tarihinde yayınlanan 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun’dur.

Strateji belgesinin yayınlandığı yıl olan 2009’un sonunda kurulu güç 791,6 MW olarak tespit edilmiştir. 14 yılın sonunda yapılacak yatırımlarla bu rakamın yaklaşık 25 katına çıkarılması hedeflenmesi iddialı bir rakam olarak kabul edilmiş olsa bile, Türkiye potansiyeli düşünüldüğünde aslında bu rakamın rüzgar enerjisi potansiyelinin yarısından az bir değeri temsil ettiği rahatlıkla anlaşılmaktadır. Doğru bir yol haritası ile bu hedeflere ulaşılabilmenin mümkün kılınması için çalışmalar hız kesmeden devam etmektedir.

2014 Ocak ayı TÜREB (Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği) İstatistik Raporu’na göre işletmedeki RES’lerin kurulu gücü 2958,45 MW, inşaat halindeki RES’lerin toplam gücü ise 980,90 MW olarak yayınlanmıştır. Bunun yanısıra EPDK’nın lisans sorgulama sayfasındaki verilere göre yürürlükte olan rüzgar lisanslarının toplam elektriksel kapasitesi 9717 MW civarındadır. Kısa bir süre önce yayınlanan Avrupa Rüzgar Enerjisi Birliği’nin verilerine göre Türkiye’nin kurulu rüzgar enerjisi kapasitesinin geçen yıl yüzde 28 artışla 3000 MW ulaşmasıyla Türkiye rüzgardan elektrik üretiminde Hollanda’yı geride bırakarak Avrupa’nın 10. büyüğü olmuştur. 24-30 Nisan 2015 tarihlerinde de hedefe ulaşmak için yapılan çalışmalar kapsamında rüzgâr enerjisine dayalı başvuruların kabul edileceği belirtilmiştir. Değerler ve çalışmalar göz önüne alındığında kurulu gücün hızla artması yatırımcılar için de örnek teşkil etmekte ve bu yatırımların yaygınlaşması için olanak sağlamaktadır.

Bu değerlerin hızla artarak öncelikli olarak 2023 hedeflerindeki değer olan 20000 MW’a, daha sonraki dönemlerde de tüm potansiyelin kullanılabileceği değerlere ulaşılması isteniyorsa, tüm sektör katılımcılarına büyük sorumluluklar düşüyor. Teşvik ve finansman mekanizmalarının geliştirilmesi, mevzuat düzenlemeleri, bilinçli yatırım, gerekli altyapının sağlanması, lisans ve izin süreçlerinin kolaylaştırılması gibi çalışmalar hedeflere ulaşmak için öncelikli atılması gereken adımları oluşturmaktadır.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: