Kategori arşivi: Enerji Üzerine Yazılarım

42) 2016 Lisanssız FV GES Karnesi

(Veriler için Kaynak: http://www.epdk.org.tr/TR/Dokumanlar/Elektrik/YayinlarRaporlar/AylikSektor)

14 Mart 2013’te kabul edilen Elektrik Piyasası Kanunu ile yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı lisanssız elektrik üretimi kurulumları için 500 kW olan üst sınır 1 MW’a yükseltilmişti. Bu gelişmeden sonra enerji yatırımcılarının GES’lere olan ilgisinin kurulu güce etkisi küçümsenemeyecek kadar artmaya başladı.
2013 yılı sonunda neredeyse yok sayılacak kadar az olan lisanssız FV GES kurulu gücü 2016 yılı sonuna doğru 1 GWe sınırına yaklaşmıştır. Kısa sürede büyük bir ivme kazanan bu yatırımların yoğunlaştığı ve sıfırlandığı bölgeler olsa da bu yatırımlara 58 ilimizde rastlamak mümkün. 23 ilimizde hala GES olmamakla birlikte 100 MWe’ı aşan kurulu güce sahip Konya ve Kayseri illerimiz bulunmaktadır. Konya ve Kayseri’yi Mersin Ankara ve Burdur takip etmektedir. Yatırımların olduğu illerden 17’sinde 1 MWe ve altı toplam kurulu güce sahip santraller mevcuttur.
EPDK verilerine göre 12 aylık süreçte 81 ilimizin toplam FV GES kurulu güçleri ve değişimini verilerine aşağıdaki tablodan ulaşılabilir. Yatırımların daha çok İç Anadolu, Ege, Akdeniz Bölgeleri’nde yoğunlaştığını görmek mümkün. Özellikle Karadeniz Bölgesi’nde seyrekleşen yatırımların kalan kısmı Doğu Anadolu, ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri’ne yayılmış durumdadır.

2016 yılının kurulu güçlerinin aylara göre değişimini aşağıdaki grafikten görmek mümkündür. Ekim ayı içerisinde şebekeye dahil edilen yeni 85,3 MWe’lik güç 2016 yılı içerisindeki maksimum artışı göstermektedir. Bir önceki aya göre artış oranları dikkate alınırsa büyük sıçrama Şubat ayında gerçekleşmiştir.

Liderliği yürüten 3 ilimiz sırasıyla Konya, Kayseri ve Mersin’dir. 2016’da 200 MWe’a yaklaşan kurulu güçle Konya, Türkiye’deki toplam lisanssız FV GES kurulu gücünün neredeyse 21’ini oluşturmaktadır. ~%14’lük pay ile 127 MWe’lik Kayseri’yi yaklaşık %5’lük pay ile Mersin takip etmektedir.

 

Lisanssız limitin artışıyla birlikte artan tüm lisanssız santraller içerisinde en büyük payı FV GES’ler tutmuştur. Lisanssız tüm santrallerin Ocak 2016 sonunda kurulu gücü yaklaşık 400 MWe iken yaklaşık 650 MWe’lık artış ile Aralık 2016 sonu itibariyle bu güç 1050 MWe seviyesine ulaşmıştır. Aylara göre kurulu güç rakamlarına alttaki tablodan ulaşılabilir.Ortalama olarak 2016 yılı içerisinde her ay sonu toplam kurulu gücün %85’ini FV GES’ler almıştır. 2016 yılı içerisinde bu oran her geçen gün artmakta ve yıl sonu itibariyle lisanssız kurulu gücün %90’ını GES’ler almıştır. Lisanssız FV GES’lerin toplam lisanssız kurulu güce oranına ait değişim aşağıdaki grafikten takip edilebilir.

Yenilenebilir enerjide mevcut durumun değerlendirmesi yapılırken sadece kurulu güce bakmak yeterli değildir. Kurulu güç ile birlikte, incelenen kaynaktan elde edilen toplam elektrik enerjisinin de göz önünde bulundurulması gerekmektedir.

Lisanssız FV GES’lerden elde edilen toplam elektrik enerjisi 2016 yılı içerisinde 1.018.460,22 MWh’tir. En yüksek üretim Temmuz ayındadır. Lisanssız toplam elektrik enerjisinin %85-%90’ı lisanssız FV GES’lerden sağlanmıştır. Ekim ayında bu oran %93’ün üzerine çıkmıştır. Bu oranların aylara göre değişimi aşağıdaki gibidir.

2016 yılında lisanssız FV GES elektrik üretim tesislerinden elde edilen tüm enerjinin aylara ve illere göre dağılımı aşağıdaki tablodadır.

Veriler incelendiği zaman kurulu güçteki lider Konya üretimde liderliği Kayseri’ye kaptırmıştır. Yaklaşık 200.000 MWh’lik üretimle Kayseri ve Konya’yı Denizli, Burdur ve Mersin takip etmektedir. Açık ara farkla lider olan Kayseri ve Konya’nın üretimi, toplam üretimin ~%40’ını oluşturmaktadır.

Üretimin büyük bir kısmını İç Anadolu Bölgesi üstlenmekte, sonrasında Ege ve Akdeniz bölgeleri gelmektedir. Küçük tabloda yer alan üretim ve kurulu güçte ilk 5 ilimizde 12 aylık süreçte ele alınan üretim ve kurulu güç verilerinin oranında en yüksek değerlere (MWh/MWe) Temmuz ve Ağustos aylarında erişilmiştir, benzer şekilde en düşük değerler ise Aralık ve Ocak aylarında gözlemlenmiştir. En yüksek değer Denizli’de 290,27 MWh/MWe olarak hesaplanmıştır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta aylık raporlarda kurulu güçlerin MWe verilmiş olmasıdır.

Aşağıdaki haritalarda verilen değerler ise kurulu güçlerin EDAŞ’lara göre haritalandırılmış hallerini göstermektedir. Sıralama kurulu güçlere göre yapılmıştır. İstanbul il bazında verildiği için AYEDAŞ ve BOĞAZİÇİ EDAŞ bir arada verilmiştir. (Harita kaynağı olarak TEDAŞ Resmi Web Sayfası kullanılmıştır.

41) Enerji Verimliliği İle İlgili Genel Değerlendirme

Mazzam Dergisi’nde yayınlanan Enerji Verimliliği Genel Değerlendirme Yazım:

 

Ülkelerin gelişmesinin gereksinim duyacağı enerjinin üretilebilmesi enerji arz güvenliği kavramını beraberinde getirmektedir. Enerji arz güvenliği kapsamında güvenilir ve çeşitlendirilmiş kaynaklardan, çevre dostu teknolojilerle, kesintisiz, temiz, kaliteli, verimli ve ödenebilir koşullarda enerjinin sağlanması esastır. Yüksek verimde enerji eldesinin yanı sıra; enerjinin tüketimi sırasındaki verimlilik de önem kazanmaktadır.

Genel bir ifadeyle enerji verimliliği demek binalarda yaşam standardı ve hizmet kalitesinin, endüstriyel işletmelerde ise üretim kalitesi ve miktarının düşüşüne yol açmadan birim veya ürün başına enerji tüketiminin azaltılması anlamına gelmektedir. Sanayide ve binalarda enerji verimliliği iyileştirmesi bu sektöre en fazla olanak sunan potansiyel yapılardır. Enerji verimliliği, temelde enerji tüketimini azaltmayı hedeflemez. Çünkü bu durum gelişmenin önünde engel olacaktır. Bunun temeline inildiğinde, enerji politikalarında iki seçenekle karşılaşılır; biri çokluğa sahip olunması, diğeri ise aza ihtiyaç duyulmasıdır. Doğalgaz, petrol gibi kaynakların azlığında aza ihtiyacın göz önünde bulundurulduğu seçenekle ilerlenir. Bu durumda da iki ayrı alternatif yol vardır; talep azaltılır, yani üretim düşürülür veya kaynakları çeşitlendirip, arttırıp ihtiyacı karşılamaya odaklanılır. Üretici bir toplumun tüketimi düşürmesi mümkün olmayacağı için enerji eldesinde kaynak çeşitliliğine odaklanılır.

Kalkınma odaklı enerji tüketimi açısından gelişmişliğin en ideal şartı; kişi başına enerji kullanımının yüksek, aynı zamanda enerji yoğunluğunun ise düşük olmasıdır. Bu aşamada enerji yoğunluğu tanımını yapmakta fayda vardır. Enerji verimliliği göstergelerinden biri olan enerji yoğunluğu, enerji tüketiminin finansal bir göstergeye oranıdır. Bir diğer ifadeyle; enerji yoğunluğu tüketilen birincil enerji miktarının GSYİH’ya oranıdır. Bu durumda bir ülkenin enerji yoğunluğunun düşük olması, o ülkede birim hasıla üretmek için harcanan enerjinin düşük olması demektir. Bu da enerjinin verimli kullanıldığının en büyük göstergesidir.

Son dönemlerin popüler konusu olan bu çerçevede; enerji üretiminden nihai tüketimine kadarki tüm süreçte enerji verimliliğinin geliştirilmesi, bilinçsiz kullanımın ve israfın önlenmesi, enerji yoğunluğunun sektörler bazında ve makro düzeyde düşürülmesi, ulusal enerji politikamızın önemli bileşenlerindendir. Ülkemiz için bu konudaki dönüm noktaları 2007 yılındaki Enerji Verimliliği Kanunu ve 2008 yılının “Enerji Verimliliği Yılı” olarak belirlenmesidir. Bu çalışma 2012 yılı şubat ayında yayınlanan Enerji Verimliliği Strateji Belgesi ile desteklenmiştir. Bu kapsam doğrultusunda 2023 yılında Türkiye’nin GSYİH başına tüketilen enerji miktarının (enerji yoğunluğunun) 2011 yılı değerine göre en az %20 azaltılması hedeflenmektedir. Belge’de aynı zamanda 2023 yılına kadar, elektrik enerjisi yoğunluğunu en az yüzde yirmi (%20) azaltmak amacıyla talep tarafı yönetimi konusunda tedbirler geliştirilmesi; kamu kuruluşlarının bina ve tesislerinde, yıllık enerji tüketimi 2015 yılına kadar %10 ve 2023 yılına kadar %20 azaltılması amaçlanmıştır. Genel itibari ile bu Belge ile sonuç odaklı ve somut hedeflerle desteklenmiş bir politika seti belirlenmesi ve hedeflere ulaşmak için yapılması zorunlu eylemlerin, bu eylemlerin yerine getirilmesinden sorumlu kuruluşlarla birlikte tanımlanması; kamu kesimi, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarının katılımcı bir yaklaşımla ve işbirliği çerçevesinde hareket etmesinin sağlanması amaçlanmıştır.

Enerji verimliliği kapsamında göz önünde bulundurulması gereken enerjinin kullanıldığı alanlar vardır. Bunların en önemlileri ısınma, elektrik ve ulaşımdır. Strateji belgesinde de sanayide enerji yoğunluğunu azaltmak, binaların enerji taleplerini ve karbon emisyonlarını düşürmek, yenilenebilir enerji kaynakları kullanan sürdürülebilir binaları yaygınlaştırmak gibi amaçlara yer verilmiştir. Elektrik enerjisi özelinde elektrik üretim, iletim ve dağıtımında ve tüketim de verimliliğin arttırılması, kayıpların en aza indirgenmesi ve zararlı çevre emisyonlarını azaltmak hedeflenmiştir. Benzer şekilde ulaşım için de; motorlu taşıtların birim fosil yakıt tüketimini azaltmak, kara, deniz ve demir yollarında toplu taşıma payını artırmak ve şehir içi ulaşımda gereksiz yakıt harcamalarını önlemek gibi hedefler mevcuttur. Bu hedeflerle birlikte, son tüketicinin harcamalarında enerji verimli ürünleri ve yalıtımlı tasarımları tercih etmesi gibi bireysel olarak yapılan katkıların birleşmesi etkili sonuçların eldesinde büyük rol oynamaktadır. Eğitimler, etütler ile bilincin arttırıldığı süreç; ölçme, izleme, değerlendirme ve denetim ile takip edilir, enerji verimliliği uygulamalarıyla faaliyete geçirilebilir.

Temel enerji politikaları göz önünde bulundurulduğunda enerjinin daha verimli ve akılcı kullanılması ulusal çıkar ve kamu yararı açısından büyük öneme sahiptir. Enerji yoğunluğunun azaltılamadığı dolayısıyla enerjinin verimsiz kullanımında; ihtiyaç duyulan enerji, kaynak artırımı ile de sağlanamaz ise dışa bağımlılığın etkisi artmaktadır. Bu aşamada dışa bağımlılık sadece kaynak bazında değil benzer şekilde teknoloji bazında da değerlendirilmelidir. Çünkü sadece enerji yoğunluğunu düşürerek değil aynı zamanda enerji verimli ürünler geliştirerek de bu sürece katkı sağlanıp, enerjide dışa bağımlılığın önüne geçilebilir. Bireysel bilincin arttırılması ile başlayacak bu sürecin toplumsal bilinç seviyesine gelmesi ile birlikte uygulamaya konulacak aktif her faaliyet bu sürecin çok kısa sürede etkilerini gösterebilir niteliktedir.

40) 2011 den 2017 ye YEKDEM

info1

info2

info3

info4

info5

info6

info7

info8

39) Türkiye’de Lisanssız GES’lerde Son Durum

lisanssiz-ges-infograph

38) Kur Farkının GES Yatırımlarına Etkisi

14 Mart 2013’te kabul edilen Elektrik Piyasası Kanunu ile yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı lisanssız elektrik üretimi kurulumları için 500 kW olan üst sınır 1 MW’a yükseltilmişti. Bu gelişmeden sonra enerji yatırımcılarının GES’lere olan ilgisinin kurulu güce etkisi küçümsenemeyecek kadar artmaya başladı.

GES Yatırımcısının ithal ürünlerle yatırım yapacağı zaman göz önünde bulundurduğu ilk konulardan biri döviz kurlarıdır.

Üst sınırın 1 MW’a yükselişinin ardından yatırım kararı alan yatırımcı için Euro / Türk Lirası: 2,3651’dir

Üst sınırın 1 MW’a yükselişinin ardından yatırım kararı alan yatırımcı için ABD Doları / Türk Lirası: 1,8117’dir.

15.01.2013 tarihi itibariyle yatırımcının göz önünde bulunduracağı Euro / Türk Lirası: 3,3158’dir.

15.01.2013 tarihi itibariyle yatırımcının göz önünde bulunduracağı ABD Doları / Türk Lirası: 3,0416’dır.

Bu süre zarfında kurlardaki değişim aşağıdaki gibi grafikle gösterilebilir.

1

2

(http://www.isyatirim.com.tr/p_exchange_daily.aspx)

2013’te yapılan bir habere göre o dönemde yatırım maliyeti 1 MW’lık bir santral için yaklaşık olarak 1.500.000 Dolar’dır.

(http://enerjigunlugu.net/gunes-eken-77-kat-fazla-kazaniyor_3909.html#.VqCbtfmLTIU)

O dönemin çapraz kuru göz önünde bulundurularak yatırımın bedeli yaklaşık olarak 1.150.000 Euro’dur.Yatırımcının 1.500.000 Dolarının bugünkü değeri 4.562.400 Türk Lirası, yatırımın o dönemki eşdeğeri 1.150.000 Euro’nun bugünkü TL karşılığı 3.813.170 Türk Lirası’dır.

Lisanssız elektrik üretimi yapan 1 MW’lık santralin ürettiği elektriğin getirisi bilindiği üzere Dolar cinsinden hesaplanmaktadır. Herhangi bir yerli katkı payı almadığı takdirde bu değer 13,3 cent $ / kWh’tir.

1 MW’lık bir santralin yıllık ürettiği enerji ise yaklaşık olarak 1.500.000 kWh kabul edilebilir. (www.enerjiatlasi.com)

Mevsimsel fark gözetmeksizin 1.500.000 kWh’in bir yılda üretildiği göz önünde bulundurulduğunda, günlük yaklaşık 4100 kWh elektrik üretilir.

Günlük üretilen 4.100 kWh’lik elektriğin 15.03.2013’teki değeri 988 Türk Lirası iken, 15.01.2016’da bu değer 1.660 Türk Lirası’na yükselmiştir. Bu süre zarfında günlük üretilen elektriğin o günün kuruyla hesaplanarak getirisi ortalama günlük 1.265 Türk Lirasıdır. 15.03.2013’ten 15.01.2016’ya kadar her gün o güne özgü kur ile üretim hesabı yapılırsa bu santralin getirisi 1.312.220 Türk Lirası olacaktır. Bu durumda 15.03.2013’ten 15.01.2016’ya kadar elde edilen gelirle birlikte yatırımın neredeyse %49’unun geri dönüşü sağlanmıştır. Yani 34 ayda santralin neredeyse yarısının geri dönüşü sağlanmıştır.

ABD Doları / Türk Lirası: 3,0416 olarak kaldığı varsayımıyla, santralin geri kalanının geri dönüşü 847 gündür. Yani toplamda geri dönüş 1884 gün olarak hesaplanmaktadır. Bu da yaklaşık 5,2 senedir.

Yatırımcının yatırım yaptığı dönemde ABD Doları / Türk Lirası: 1,8117 olarak kaldığı düşünülseydi, yatırımın geri dönüş süresi yaklaşık olarak 2750 gün olacaktı, buda 7,5 seneye tekabül eder. Varsayımlar ve örnek değerler göz önünde bulundurulduğunda 7,5 senelik yatırım süresi kur sabit kaldığı takdirde bugün yapılacak yatırımlar için de geçerli sayılacaktır.

Yatırımın gerçekleşen geri dönüşleri hesaplandığında dikkate edilmesi gereken konuda yatırımınızın hangi para biriminde gerçekleştiğidir. Yatırımını Euro cinsinden yapıp, getirisi dolar olan bir yatırımda aşağıdaki paritenin önemi büyüktür. Çünkü grafiğin geneline bakıldığında 2014’ün ikinci çeyreğinin dışında genellikle bu parite ya sabit kalmış ya da düşüş göstermiştir. Bu da direk olarak yatırımın geri dönüşünü etkilemektedir. Türk Lirası karşısında iki para birimi de değer kazanmasına rağmen Dolar’ın daha çok artış göstermesi bu konuda dikkat edilmesi gereken bir konudur.

3

Sonuç olarak yatırımcının kur farkından etkilenmesini en aza indirgemek için temelde herkesin bildiği iki konu vardır. Bunlardan ilki, bileşenlerin yerli üretiminde kurdan etkilenme en aza indirilebileceğidir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken bir husus şu ki yerli üreticinin üretim sırasında kullandığı malzemelerin de yerli firmalardan sağlanması veya bu yönde yatırımların desteklenmesidir. Yerli panel üretiminin çözüm olmasını destekleyen ikinci husus ise YEKDEM kapsamında gerçekleştirilen alım garantisinin 13.3 Cent (Dolar) / kWh değerinden 20 Cent (Dolar) / kWh değerine yükseltilmesidir. YEKDEM kapsamında, üretim tesislerinde yerli malzemelerin kullanılacağı sistemlere daha yüksek birim fiyattan alım garantisinin sağlanması üretici için büyük fırsattır. Bu ve buna benzer bir çok husus GES yatırımlarının geri dönüş sürelerini direk olarak etkilemektedir.

37) Lisanssız GES Raporu

Enerji sektörünün neredeyse tüm paydaşlarının yakından takip ettiği ve yatırım düşündüğü güneş enerjisi santrallerinin önemi her geçen gün artıyor. 21 Temmuz 2011 tarihli yönetmelikte azami 500 kW sınır ile kendi elektriğini üretebilme hakkı tanınmış, sonrasında 26 Haziran 2012 Lisanssız Elektrik üreticileri için dağıtım sistemine bağlantı anlaşması ve Lisanssız Elektrik üreticileri için dağıtım sistem kullanım anlaşmasıyla bu süreç tamamlanmıştı. Daha sonra bu konu TBMM Genel Kurulunda görüşülerek 14 Mart 2013’te kabul edilen Elektrik Piyasası Kanunu ile yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı lisanssız elektrik üretimi kurulumları için 500 kW olan üst sınır 1 MW’a yükseltilmişti. Yapılan yatırımların ardından TEDAŞ tarafından yapılan geçici kabuller ışığında 16 Eylül 2015 tarihinde geçici kabulü yapılmış lisanssız enerji santralleri listesi yayınlandı. Bu listedeki projeler göz önünde bulundurulduğunda yenilenebilir enerji kaynaklarından lisanssız elektrik üretiminde en çok ilgiyi güneş enerjisi santrallerinin gördüğü açıkça ortadadır.

–              Geçici kabulü yapılmış GES’lerin illere göre dağılımı aşağıdaki tabloda görülmektedir.1

–              Toplam 287 GES projesinin geçici kabulü yapılmış ve geçici kabulü yapılan santrallerin Türkiye toplam kurulu gücü 180 MW’a yaklaşmıştır.

–              Lisanssız başvuru başına düşen güç miktarı 625 kW’a yaklaşarak, 14 Mart 2013’te kabul edilen üst limit artışının yatırımcıyı olumlu yönde etkilediği söylenebilir.

–              Yatırımın yapıldığı il sayısı 41’e ulaşmış, hala geçici kabulü yapılmış GES yatırımı olmayan 40 ile mevcuttur. 41 ilin 10’unda birer proje bulunmakta ve bu projelerin ilerde başka yatırımcılarında bu bölgelerde yatırım yapabileceğine örnek teşkil edeceği düşünülebilir.

–              GES Kurulu gücü ve proje sayısı açısından en çok geçici kabulün yapıldığı il kurulu gücün 51489 kW ile 56 santralin bulunduğu Kayseri’dir. Kurulu güç bakımından sıralama Denizli, Ankara, Konya ve Niğde şeklinde oluşmakta, proje sayısı açısından ise Kayseri’yi İzmir, Ankara, Denizli, Konya ile izlemektedir.

–              Liderliği sürdüren Kayseri’nin proje başına kurulu güç ortalaması yaklaşık 920 kW’tır. Neredeyse geçici kabul yapılan santrallerin tamamı üst limite yakındır. Proje başına kurulu gücü en yüksek il ise Malatya’dır. Bunun sebebi İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Başhekimliği GES’in tek projeyle 4995,6 kabulünün yapılmasıdır.

–              Geçici kabulü yapılan santrallerin sayısının GEPA haritasında illere göre dağılımı aşağıdaki gibidir. GEPA’da verimli görünen bölgelerin yatırımcının dikkatini çektiği, geçici kabulü yapılan projelerin sayısının yoğunlaştığı bölgelerden anlaşılmaktadır. Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu, Karadeniz ve İç Anadolu’nun kuzeyi yatırımcılar tarafından diğer bölgelere nazaran ilgi görmeyen bölgelerdir.

2

–              Geçici kabulü yapılan GES’lerin kurulu güçlerine göre bölgelere dağılımı aşağıdaki gibidir. İç Anadolu Bölgesi’ndeki GES’ler Türkiye’de geçici kabulü yapılmış projelerin kurulu güçlerinin %55’isini kapsıyor, birbirine yakın Akdeniz ve Ege ikinciliği ve üçüncülüğü paylaşıyor, Doğu Anadolu Bölgesi ise Karadeniz ile birlikte düşük bir kısmı oluşturmaktadır. Sayılarına göre ilk 3 bölge yerini koruyor.

3

4

–              Geçici kabulü yapılmış 287 GES’in 263 tanesi dağıtım bölgeleri kapsamında, geri kalan 24 santral ise OSB’ler kapsamındadır. OSB’lerin kapsamında olan 24 santralin kurulu gücü 20453 kW’tır. OSB kapsamındakilerin kurulu güçleri, geçici kabulü yapılan tüm lisanssız GES’lerin %11 ile önemli bir paya sahiptir. Aşağıda GES kurulu güçleri ve sayıları bulunan tablodan da görüneceği üzere Kayseri’deki OSB’ler yine liderliği korumaktadır.

5

–              Geri kalan geçici kabulü yapılmış 263 GES projesinin kurulu güçlerinin dağıtım bölgelerine göre dağılımı aşağıdaki gibidir. Geçici kabulü yapılmış santralin bulunduğu 18 dağıtım bölgesinin yanı sıra 3 dağıtım bölgesi içerisinde geçici kabulü yapılmış GES bulunmamaktadır. Bu bölgelerin diğer bölgelere nazaran GES açısından daha az verimli olduğu düşünülen Doğu Anadolu ve Karadeniz bölgelerine ait olduğu görünmektedir. Sayılarına göre de Kayseri birinciliği koruyup, ikinci sırayı da Meram üstlenmiştir.

6

7

Verimli bölgeler içerisinde olmasına rağmen geçici kabul sayısı az görünen bölgelerde ilerleyen günlerde sayının artacağına sektör paydaşlarının güveni sonsuz. Lisanssız GES’ler ile birlikte son dönemlerde sıkça gündeme gelen lisanslı GES’lerin Türkiye kurulu gücüne katkısı her geçen gün artmaktadır. Farklı sektörlerden yatırımcıların da hızla dikkatini çeken güneş enerjisi potansiyeli ile birlikte önümüzdeki günlerde yatırımların sayısının artacağı kaçınılmazdır.

Kaynak:

http://www.tedas.gov.tr/Sayfalar/LUY.aspx

http://www.eie.gov.tr/MyCalculator/Default.aspx

35) Lisanssız Elektrik Üretim Raporu

Enerji sektörünün önem kazanmasıyla doğru orantılı bir şekilde enerji arz tarafındaki yoğun çalışmalarda her geçen gün ivmelenerek güçlenmeye devam etmektedir. Bu yönde yapılan büyük yatırımların lisans süreçleri, çalışmaları ve üretimdeki paylarının önemi popülerliğini sürdüredursun, diğer tarafta düşük kurulu güçteki Lisanssız olarak tabir edilen elektrik üretimi de gündemimizin olmazsa olmazlarındandır.

Peki, Lisanssız elektrik üretimi nedir? Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretimine İlişkin  Yönetmelikte de  açıkça belirtildiği üzere

               …tüketicilerin elektrik ihtiyaçlarının tüketim noktasına en yakın üretim tesislerinden karşılanması, arz güvenliğinin sağlanmasında küçük ölçekli üretim tesislerinin ülke ekonomisine kazandırılması ve etkin kullanımının sağlanması, elektrik şebekesinde meydana gelen kayıp miktarlarının düşürülmesi amacıyla lisans alma ile şirket kurma yükümlülüğü olmaksızın, elektrik enerjisi üretebilmeleridir…

(http://www.epdk.gov.tr/index.php/elektrik-piyasasi/mevzuat?id=1292)

21 Temmuz 2011 tarihli yönetmelikte belirtildiği gibi azami 500 kW sınırı ile kendi elektriğini  üretebilme hakkı tanınmış, sonrasında 26 Haziran 2012 Lisanssız Elektrik üreticileri için dağıtım sistemine bağlantı anlaşması ve Lisanssız Elektrik üreticileri için dağıtım sistem kullanım anlaşmasıyla bu süreç tamamlanmıştı. Daha sonra bu konu TBMM Genel Kurulunda görüşülerek 14 Mart 2013’te kabul edilen Elektrik Piyasası Kanunu ile yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı lisanssız elektrik üretimi kurulumları için 500 kW olan üst sınır 1 MW’a yükseltildi. Bu sınırın yükseltilmesiyle birlikte lisanssız üretime verilen önem arttı ve yatırımcılar kendi elektriklerini üretebilmeleri için kolları sıvadı.

2012’den beri devam eden süreçte geçici kabul alan lisanssız üretim santralleri ile ilgili TEDAŞ’ın resmi web sitesinde yayınladığı bilgilere göre aşağıdaki sonuçlara ulaşılabilir:

(http://www.tedas.gov.tr/LisansizElektrik/Gecici%20Kabul%20yap%C4%B1lan%20Projeler.pdf)

LUY1  LUY2

– Geçici kabulü gerçekleştirilen lisanssız elektrik üretim santrallerinin güçlerinin dağılımı aşağıdaki gibidir:

– 2014 Aralık Ayı itibariyle Türkiye’de geçici kabulü yapılan lisanssız enerji Santrallerinin sayısı 113’tür.

– Bu 113 santral için toplam kurulu güç 48861,5 kWe’dir.

– 21 Dağıtım bölgesinden 17’sinde geçici kabulü yapılmış lisanssız elektrik üretim santrali mevcuttur.

– Geçici kabulü yapılmamış 4 Bölge Aras, Çoruh, Trakya ve Yeşilırmak EDAŞ’tır.

– Bu 4 bölgenin de Türkiye coğrafyasının kuzeyinde yer almasının en önemli sebebi, lisanssız elektrik üretimi fırsatının ülkemizde ağırlıklı olarak güneş enerjisine dayalı elektrik üretimi için kullanıldığı ile açıklanabilir.

– Geçici kabul yapılmayan 4 bölgeden Aras Edaş’ın kapsamında yer alan Erzurum ili için ise Güneş Enerjisine dayalı ilk olan 4.9 MW’lık lisans verilmiştir.

– Geçici kabul yapılmış lisanssız elektrik üretimi yapan tesislerin yer aldığı bölgelere bakıldığı zaman en az gücün paylaşıldığı 2 bölge olan Boğaziçi ve Ayedaş ise İstanbul ilini kapsamaktadır.

– En yüksek geçici kabul yapılan bölge 12078,6 kWe ile Toroslar Bölgesidir. Toroslar Bölgesi’nin bu değere ulaşmasını sağlayan en temel unsur Sunar Mısır Entegre Tesisleri A.Ş’ye verilen 7744 kWe gücündeki izindir.  Bu üretim kapasitesine sahip Türkiye’nin en büyük lisanssız Bakanlık onaylı kojenerasyon tesisi pozisyonundadır.

– Toplam kapasite içerisinde yer alan Ser Metal Sanayi ve Ticaret A.Ş’ye ait 250 kWe’lık Rüzgar Enerjisi tesisi ise Balıkesir ilinde Uludağ Edaş bünyesindedir.

– Bu rüzgar enerjisi santrali ile Türkiye`de lisanssız rüzgâr sınıfındaki ilk geçici kabul de yapılmış oldu. Bu demek oluyor ki rüzgâra dayalı lisanssız elektrik üretimi yine rüzgâr türbinlerinin yoğun olarak konumlandırıldığı Balıkesir`in Gönen ilçesinden başladı.

– Balıkesir Gönen’deki yatırımda kullanılan Vira marka türbin Northel Enerji A.Ş. tarafından üretildi. Bu türbin ile Türkiye`de imal edilerek elektrik üretimine geçirilen uluslararası standartlardaki ilk rüzgâr türbini unvanı elde edildi.

– Geçici kabulü yapılan santraller listesinde ilk sırayı Muğla Belediyesi’nin tesislerinden biri için kurulan GES alıyor. Bu santralin projesinin onay tarihi 27 Kasım 2012, kabul tarihi ise 10 Şubat 2013’tür.

– Bununla birlikte TEDAŞ Geçici kabulü 29 Ocak 2013 tarihinde gerçekleştirilen Gürsu Belediyesi’nin Güneş Enerjisi Santrali için bir aylık test süresinin ardından 5 Mart 2013 tarihinde mahsuplaşmaya başlanarak 4 Nisan 2013’te de ilk mahsuplaşmasını yapmış ve faturası Uludağ EDAŞ tarafından kesilmiştir.Tesis mahsuplaşma ve faturayla birlikte LUY kapsamında tamamlanan ilk Güneş Enerji Santrali olmuştur.

– Gürsu Belediyesi’ne ait GES aynı zamanda Projesi onaylanan ilk yüksek gerilimden bağlı GES’tir.

– Lisanssız elektrik üretiminin üst sınırı olan 1 MW kapasitede kurulan santrallerin sayısı 7’dir ve bunların tamamı Güneş Enerjisine ayrılmıştır.

– Lisanssız elektrik üretiminde 3 adet 1200 kWe ile çöp gazı elektrik santralinin geçici kabulü yapıldığı görünüyor.

– Yatırımların içerisindeki 11 üretim tesisi için direk olarak belediyelerle başvuru yapılmış. 3 tesisin de başvurusu direk üniversiteler üzerinden yapılmıştır.

– Geçici kabulü yapılmış lisanssız elektrik üretimi santrallerinin illere göre dağılımı ise aşağıdaki haritadan rahatlıkla görülebilir.

– Geçici kabulü yapılmış santraller toplam 30 ilde toplanmış.

LUY3

– 51 ilde herhangi bir lisanssız elektrik üretim tesisinin geçici kabulü yapılmamış.

– Geçici kabulü yapılmış santrallerin yoğun olarak bulunduğu iller sırayla

İzmir, Kayseri, Ankara, Antalya, Konya olarak görünüyor.

LUY4

– Geçici kabulü yapılmış santraller incelendiği zaman Orta Karadeniz, Doğu Karadeniz, Doğu Anadolu, ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin zayıflığı dikkat çekiyor.

– Geçici kabulü yapılmış yatırımların Ege ve Akdeniz kıyılarında yoğunlaştığı belirgin bir şekilde dikkat çekiyor.

– Geçici kabulü yapılmış lisanssız elektrik üretim santrallerinin illere göre büyükten küçüğe güçlerinin sıralanışı aşağıdaki gibidir.

LUY5

– En yüksek geçici kabul yapılan il 8919,8 kWe ile Adana’dır. Daha önce de belirtildiği gibi Adana’nın bu değere ulaşmasını sağlayan en temel unsur Sunar Mısır Entegre Tesisleri A.Ş’ye verilen 7744 kWe gücündeki izindir.  Bu üretim kapasitesine sahip Türkiye’nin en büyük lisanssız Bakanlık onaylı kojenerasyon tesisi pozisyonundadır.

– 2.sırada yer alan Kayseri İli’ne ait 10 üretim tesisinin 7’sinin 500 kWe’den büyük olmasının sonucunda yapılan son düzenlemelerle yükseltilen lisanssız sınırının en çok bu şehre yaradığı açıkça görünmektedir.

– Tüm santraller göz önüne alındığı zaman ortalama başvuru başına geçici kabulü yapılan güç ise yaklaşık olarak 396 kWe’dir.

– Güneş enerjisi yatırımları için gözde il Karaman’ın bu listede olmaması ise dikkat çekici bir noktadır.

– Geçici kabulü yapılan santrallerin 25’i 2013 yılına ait, 88’i 2014 yılına ait, ilk yasal düzenlemelerin tamamlandığı 2012 yılında ise geçici kabul mevcut değildir.

– 2014 yıl sonu itibariyle yaklaşık olarak Türkiye toplam kurulu gücü 69000 MW civarında düşünülür, lisanssız elektrik üretimi de 49 MW kabul edilirse, lisanssızların toplam kurulu güce oranı %0.07 ile çok düşük bir paya sahip olduğu net bir şekilde görünüyor.

– 14 Mart 2013’te tarihli düzenlemeden (üst sınırın yükseltilmesi) önce geçici onay almış santral sayısı 4 tanedir ve bunların toplam kurulu güçleri 286.8 kWe, bu tarihten sonra toplamda 109 santral devreye alınmış ve bunların toplam kapasitesi 48574,7 kWe’dir. Oranlandığı zaman düzenlemeden sonra geçici kabul almış güç toplam kabul almış gücün %99’unu oluşturmuştur.

Ülkemizde son zamanlarda sıkça gündeme gelen lisanssız elektrik üretiminden kaynaklı kapasitenin hızla artarak enerji sektörüne katkısı küçümsenemez bir gerçektir. Gerek yatırımcıların gerek dağıtım bölgelerinin gerekse TEDAŞ’ın yoğun çalışmaları ve iyileştirmeleriyle lisanssız kurulu gücün toplam kurulu güçteki payı hızla artmaktadır. Sürekli devam eden iyileştirmeler ve bilinçli yatırımcıların artmasıyla birlikte bu süreç daha da kolaylaşacaktır. Yakın bir zamanda tüketicilerin aynı zamanda potansiyel bir üretici olduğu hepimizin kabul edeceği bir gerçek olacaktır.