İçeriğe geç →

C. Can Tutaşı Yazılar

37) Lisanssız GES Raporu

Enerji sektörünün neredeyse tüm paydaşlarının yakından takip ettiği ve yatırım düşündüğü güneş enerjisi santrallerinin önemi her geçen gün artıyor. 21 Temmuz 2011 tarihli yönetmelikte azami 500 kW sınır ile kendi elektriğini üretebilme hakkı tanınmış, sonrasında 26 Haziran 2012 Lisanssız Elektrik üreticileri için dağıtım sistemine bağlantı anlaşması ve Lisanssız Elektrik üreticileri için dağıtım sistem kullanım anlaşmasıyla bu süreç tamamlanmıştı. Daha sonra bu konu TBMM Genel Kurulunda görüşülerek 14 Mart 2013’te kabul edilen Elektrik Piyasası Kanunu ile yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı lisanssız elektrik üretimi kurulumları için 500 kW olan üst sınır 1 MW’a yükseltilmişti. Yapılan yatırımların ardından TEDAŞ tarafından yapılan geçici kabuller ışığında 16 Eylül 2015 tarihinde geçici kabulü yapılmış lisanssız enerji santralleri listesi yayınlandı. Bu listedeki projeler göz önünde bulundurulduğunda yenilenebilir enerji kaynaklarından lisanssız elektrik üretiminde en çok ilgiyi güneş enerjisi santrallerinin gördüğü açıkça ortadadır.

–              Geçici kabulü yapılmış GES’lerin illere göre dağılımı aşağıdaki tabloda görülmektedir.1

–              Toplam 287 GES projesinin geçici kabulü yapılmış ve geçici kabulü yapılan santrallerin Türkiye toplam kurulu gücü 180 MW’a yaklaşmıştır.

–              Lisanssız başvuru başına düşen güç miktarı 625 kW’a yaklaşarak, 14 Mart 2013’te kabul edilen üst limit artışının yatırımcıyı olumlu yönde etkilediği söylenebilir.

–              Yatırımın yapıldığı il sayısı 41’e ulaşmış, hala geçici kabulü yapılmış GES yatırımı olmayan 40 ile mevcuttur. 41 ilin 10’unda birer proje bulunmakta ve bu projelerin ilerde başka yatırımcılarında bu bölgelerde yatırım yapabileceğine örnek teşkil edeceği düşünülebilir.

–              GES Kurulu gücü ve proje sayısı açısından en çok geçici kabulün yapıldığı il kurulu gücün 51489 kW ile 56 santralin bulunduğu Kayseri’dir. Kurulu güç bakımından sıralama Denizli, Ankara, Konya ve Niğde şeklinde oluşmakta, proje sayısı açısından ise Kayseri’yi İzmir, Ankara, Denizli, Konya ile izlemektedir.

–              Liderliği sürdüren Kayseri’nin proje başına kurulu güç ortalaması yaklaşık 920 kW’tır. Neredeyse geçici kabul yapılan santrallerin tamamı üst limite yakındır. Proje başına kurulu gücü en yüksek il ise Malatya’dır. Bunun sebebi İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Başhekimliği GES’in tek projeyle 4995,6 kabulünün yapılmasıdır.

–              Geçici kabulü yapılan santrallerin sayısının GEPA haritasında illere göre dağılımı aşağıdaki gibidir. GEPA’da verimli görünen bölgelerin yatırımcının dikkatini çektiği, geçici kabulü yapılan projelerin sayısının yoğunlaştığı bölgelerden anlaşılmaktadır. Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu, Karadeniz ve İç Anadolu’nun kuzeyi yatırımcılar tarafından diğer bölgelere nazaran ilgi görmeyen bölgelerdir.

2

–              Geçici kabulü yapılan GES’lerin kurulu güçlerine göre bölgelere dağılımı aşağıdaki gibidir. İç Anadolu Bölgesi’ndeki GES’ler Türkiye’de geçici kabulü yapılmış projelerin kurulu güçlerinin %55’isini kapsıyor, birbirine yakın Akdeniz ve Ege ikinciliği ve üçüncülüğü paylaşıyor, Doğu Anadolu Bölgesi ise Karadeniz ile birlikte düşük bir kısmı oluşturmaktadır. Sayılarına göre ilk 3 bölge yerini koruyor.

3

4

–              Geçici kabulü yapılmış 287 GES’in 263 tanesi dağıtım bölgeleri kapsamında, geri kalan 24 santral ise OSB’ler kapsamındadır. OSB’lerin kapsamında olan 24 santralin kurulu gücü 20453 kW’tır. OSB kapsamındakilerin kurulu güçleri, geçici kabulü yapılan tüm lisanssız GES’lerin %11 ile önemli bir paya sahiptir. Aşağıda GES kurulu güçleri ve sayıları bulunan tablodan da görüneceği üzere Kayseri’deki OSB’ler yine liderliği korumaktadır.

5

–              Geri kalan geçici kabulü yapılmış 263 GES projesinin kurulu güçlerinin dağıtım bölgelerine göre dağılımı aşağıdaki gibidir. Geçici kabulü yapılmış santralin bulunduğu 18 dağıtım bölgesinin yanı sıra 3 dağıtım bölgesi içerisinde geçici kabulü yapılmış GES bulunmamaktadır. Bu bölgelerin diğer bölgelere nazaran GES açısından daha az verimli olduğu düşünülen Doğu Anadolu ve Karadeniz bölgelerine ait olduğu görünmektedir. Sayılarına göre de Kayseri birinciliği koruyup, ikinci sırayı da Meram üstlenmiştir.

6

7

Verimli bölgeler içerisinde olmasına rağmen geçici kabul sayısı az görünen bölgelerde ilerleyen günlerde sayının artacağına sektör paydaşlarının güveni sonsuz. Lisanssız GES’ler ile birlikte son dönemlerde sıkça gündeme gelen lisanslı GES’lerin Türkiye kurulu gücüne katkısı her geçen gün artmaktadır. Farklı sektörlerden yatırımcıların da hızla dikkatini çeken güneş enerjisi potansiyeli ile birlikte önümüzdeki günlerde yatırımların sayısının artacağı kaçınılmazdır.

Kaynak:

http://www.tedas.gov.tr/Sayfalar/LUY.aspx

http://www.eie.gov.tr/MyCalculator/Default.aspx

Yorum Bırak

36) 3000 MW’lık RES Kapasitesi ve Başvurularının Değerlendirilmesi

Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’nun 12.12.2013 tarihli toplantısında; TEİAŞ Genel Müdürlüğü tarafından 2018 yılı sonuna kadar belirlenen 3.000 MW’lık kapasitenin tamamı için rüzgar enerjisine dayalı önlisans başvurularının alım tarihi 24,27,28,29,30 Nisan 2015 olarak belirlenmişti. Başvuru döneminin tamamlanmasından sonra yatırımcıların Önlisans kazanma hakkına sahip olabilmek için beklediği değerlendirmeler EPDK’nın duyurular bölümünde listelendi.

Kapasite belirlenirken ise izlenen yol ise şu şekilde: 2014 yılında yayımlanan 5 Yıllık Üretim Kapasite Projeksiyonuna göre 2020 yılı sistem puantının yaklaşık 60.680 MW olacağı öngörülmüştür. Puant talebin %25’i oranında bağlanabilir kapasite belirlenerek 2020 yılı sonu toplam RES bağlanabilir kapasitesi yaklaşık 15.000 MW olarak tespit edilmiştir. Mevcut durumda, kapasite tahsisi gerçekleştirilen işletmede, lisanslı ve olumlu görüş verilerek lisanslandırma süreci devam eden toplam yaklaşık 11.600 MW bulunmakta olup, 2013 yılında 3.000 MW bağlanabilir kapasite açıklanmıştır.

Yatırımcıların bu kapasiteye talebi yoğundu. Kapasite ayrılan RES’ler için toplamda 1096 başvuru yapılmış ve 3000 MW kapasite için 42273,65 MW’lık başvuru olmuştur, yani ayrılan her 1 MW’lık kapasite için 14 MW’lık başvuru yapılmıştır. Bu başvurularda dikkat çeken detaylar ise şöyledir:

  1. En çok kapasitenin tahsis edildiği ilk 6 bölge (bu bölgeleri kapsayan iller Çanakkale, Karaman, Mersin, Balıkesir, Adana, Bursa, Antalya) yaklaşık olarak %33’lük kısmı olan 1000 MW kapasiteyi büyük oranda paylaşmıştır.
  1. Güneş enerjisi yatırımlarının da gözbebeği olan Karaman’ın kapasite tahsis edilen ilk 3 il arasında yer alması yenilenebilir enerji sektörünün kalbinin bu bölgede atabileceğini gösteriyor.
  1. Karadeniz Bölgesi’ne paylaştırılan kapasitede ilgi çekici noktayı göz önünde bulundurmak gerekir. Karadeniz Bölgesi’nin iç kısımlarında yer alan Samsun, Sinop, Kastamonu, Çorum Amasya’ya yoğun kapasite verilirken Doğu ve Batı Karadeniz bölgelerinde bu kapasite büyük düşüş göstermiştir.
  1. Ocak 2015 TÜREB İstatistik Raporu’na göre mevcutta en çok kurulu gücün bulunduğu Balıkesir’e (818,25 MW) mevcut kurulu gücünün yaklaşık %20’sine tekabül eden ve en yüksek 3.kapasite olan 160 MW tahsis edilmiştir. Benzer şekilde kurulu gücün büyük bölümünü oluşturan İzmir’e (684,70 MW) sadece 50 MW, Manisa’ya (484,95 MW) 30 MW, Hatay’a (277 MW)’a 30 MW ayrılarak bu bölgelerdeki yeni yatırımların geleceğine yön verilmiştir. En çok kapasitenin tahsis edildiği Çanakkale’ye ise kurulu gücünün (179,05 MW) %145 kadar kapasite ayrılmıştır.
  1. Tahsis edilen 3000 MW’ın 1380 MW’ının ayrıldığı bölgelerin daha önceden hiç yatırımın yapılmadığı bölgeler olması ise dikkat çekmektedir. Adana, Bursa, Antalya illeri 330 MW ile bu bölgelerin başını çekmektedirler. Geriye kalan 1620 MW ise daha önceden yatırımın gerçekleştiği bölgelere ayrılmıştır. Ocak 2015 itibariyle işletmedeki RES’lerin illere göre dağılımına bakıldığı zaman, daha önceden kurulu gücü olmayan 45 tane ile kapasite ayrılmışken, kurulu gücü bulunan 36 il için ayrılan kapasite çoğunluğu oluşturmaktadır.
  1. Enerji yatırımları konusunda zayıf kalan Türkiye’nin en yüksek rakımlı illerinden olan Şırnak Hakkari’ye ise Siirt ile birlikte 30 MW ayrılarak olabildiğince RES yatırımlarının ülke geneline yaygınlaşması amaçlanmıştır.
  1. Tahsis edilen 3000 MW’ın 81 il için homojen dağıtıldığı düşünülürse, her bir ile yaklaşık 37 MW’lık kurulu güç ayrıldığı hesaplanabilir. 26 tane il için bu ortalamanın üzerinde kapasite ayrılmışken, kalan 55 il için il başına ayrılan kapasite bu ortalamanın altında kalmıştır. Türkiye’nin farklı coğrafi bölgelerindeki rüzgar performansları göz önünde bulundurulursa homojen olmayan bu dağılım beklenen bir durumdur.
  1. Başvuru yapılan 42273,65 MW, Türkiye kurulu gücünün Haziran ayı itibarı belirlenen değeri olan 71603,7 MW’ın neredeyse %60’ına tekabül etmektedir.
  1. Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı’nın yaptığı bilgilendirme de Türkiye için yer seviyesinden 50 metre yükseklikte, 7,5 m/s üzeri rüzgar hızlarına sahip bölgeler içerisinde kilometrekareye 5 MW gücünde RES kurulabileceği kabul edilmektedir. Bu bilgiler ışığında, orta-ölçekli sayısal hava tahmin modeli ve mikro-ölçekli rüzgar akış modeli kullanılarak üretilen rüzgar kaynak bilgilerinin verildiği Rüzgar Enerjisi Potansiyel Atlası (REPA) hazırlanmıştır. Yapılan bu çalışmaların ardından Türkiye’nin rüzgar enerjisi potansiyeli 48000 MW olarak belirlenmiştir. Bu durumda yapılan başvuruların toplam kurulu gücü Türkiye rüzgar enerjisi potansiyelinin neredeyse %90’ına denk gelmektedir.
  1. Yüksek Planlama Kurulu’nun 18/5/2009 tarih ve 2009/11 sayılı Kararı ile yayınlanan Elektrik Enerjisi Piyasası ve Arz Güvenliği Strateji Belgesinde, rüzgar enerjisine dayalı kurulu gücün en az 20000 MW olması hedeflenmiştir. Bu durumda yapılan başvuru gücü hedefin iki katından fazladır.
  1. Yapılan başvuru sayıları göz önünde bulundurulduğu zaman en çok başvuru, 115 başvuru ile en çok kapasitenin ayrıldığı Çanakkale’ye yapılmış. Aynı şekilde başvuru sayısı kadar başvuru gücünde de liderliği Çanakkale (5488,7 MW) kaptırmamış görünüyor. Başvuru sayısı bakımından ikinciliği mevcut durumda en çok kurulu gücü bulunduran Balıkesir (102 Başvuru, toplam 4669,15 MW), üçüncülüğü Karaman-Mersin (80 başvuru 5050 MW) üstlenmiştir. Başvuru gücü bakımından ikinciliği Karaman-Mersin (80 başvuru 5050 MW), üçüncülüğü Balıkesir (102 Başvuru, toplam 4669,15 MW) üstlenmiştir.
  1. Başvuru başına en çok kurulu güç talebinde ise birinciliği Karaman-Mersin(63 MW/Başvuru), ikinciliği Erzurum, Van, Bingöl-Tunceli (50 MW/Başvuru), üçüncülüğü ise 48 MW/Başvuru ile Çanakkale almıştır.
  1. Mevcut kurulu güçte liderliği üstlenen İzmir, Balıkesir, Manisa illeri sırasıyla tahsis edilen kapasitenin yaklaşık 32, 29 ve 26 katı gücünde başvuru alarak ilk üçü üstlenmiştir. Marmara bölgesindeki Edirne, Tekirdağ Kırklareli ise ortalama kapasitenin 22 katı gücünde başvuru alarak bu bölgedeki RES’lere olan talebin homojen dağıldığı bölgedir. Bu oranlamanın yapıldığı bölgeler ve iller dikkate alındığında yoğunluğun Marmara, Ege, Akdeniz kıyılarında olduğu görülmektedir.
  1. Kapasite ayrılmasına rağmen başvuru almayan tek bölge Siirt-Hakkari-Şırnaktır. Bingöl ve Tunceli için ayrılan kapasitenin tamamı için ise bir başvuru yapılmıştır.
  1. Artvin-Rize-Trabzon, Erzurum ve Van’da ise yatırımcıların yaptığı başvuruların tamamı tahsis edilen tüm kapasite için olmuştur. Başvuru başına güç miktarları dikkate alındığında kapasiteye en çok kısmi başvuru Çanakkale için yapılmış görünüyor.

Yapılan 1096 başvurunun 1018 tanesi değerlendirmeye alınmış, 1018 başvurunun toplam kurulu gücü de 39801,883 MW olarak hesaplanmıştır. Önümüzdeki dönem için TEİAŞ’ın 07.05.2015 tarihinde yayınladığı yeni 2000 MW için ise toplam tahsis edilen kapasiteden 1.157 MW kısmın henüz üretim lisansını almamış, 780 MW kısmın ise Bağlantı Anlaşması için henüz başvuru yapmış olmaması göz önünde bulundurulmuştur.

Kaynaklar:

http://tureb.com.tr/attachments/article/488/5-KAZIM%20SENOCAK.pdf

http://www.epdk.gov.tr/index.php/elektrik-piyasasi/mevzuat?id=38

http://www.tenva.org/turkiyenin-kurulu-gucu-71-6037-mwa-yukseldi/

http://lisans.epdk.org.tr/epvys-web/faces/pages/lisans/elektrikUretimOnLisans/elektrikUretimOnLisansOzetSorgula.xhtml?lisansDurumu=7

Yorum Bırak

35) Lisanssız Elektrik Üretim Raporu

Enerji sektörünün önem kazanmasıyla doğru orantılı bir şekilde enerji arz tarafındaki yoğun çalışmalarda her geçen gün ivmelenerek güçlenmeye devam etmektedir. Bu yönde yapılan büyük yatırımların lisans süreçleri, çalışmaları ve üretimdeki paylarının önemi popülerliğini sürdüredursun, diğer tarafta düşük kurulu güçteki Lisanssız olarak tabir edilen elektrik üretimi de gündemimizin olmazsa olmazlarındandır.

Peki, Lisanssız elektrik üretimi nedir? Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretimine İlişkin  Yönetmelikte de  açıkça belirtildiği üzere

               …tüketicilerin elektrik ihtiyaçlarının tüketim noktasına en yakın üretim tesislerinden karşılanması, arz güvenliğinin sağlanmasında küçük ölçekli üretim tesislerinin ülke ekonomisine kazandırılması ve etkin kullanımının sağlanması, elektrik şebekesinde meydana gelen kayıp miktarlarının düşürülmesi amacıyla lisans alma ile şirket kurma yükümlülüğü olmaksızın, elektrik enerjisi üretebilmeleridir…

(http://www.epdk.gov.tr/index.php/elektrik-piyasasi/mevzuat?id=1292)

21 Temmuz 2011 tarihli yönetmelikte belirtildiği gibi azami 500 kW sınırı ile kendi elektriğini  üretebilme hakkı tanınmış, sonrasında 26 Haziran 2012 Lisanssız Elektrik üreticileri için dağıtım sistemine bağlantı anlaşması ve Lisanssız Elektrik üreticileri için dağıtım sistem kullanım anlaşmasıyla bu süreç tamamlanmıştı. Daha sonra bu konu TBMM Genel Kurulunda görüşülerek 14 Mart 2013’te kabul edilen Elektrik Piyasası Kanunu ile yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı lisanssız elektrik üretimi kurulumları için 500 kW olan üst sınır 1 MW’a yükseltildi. Bu sınırın yükseltilmesiyle birlikte lisanssız üretime verilen önem arttı ve yatırımcılar kendi elektriklerini üretebilmeleri için kolları sıvadı.

2012’den beri devam eden süreçte geçici kabul alan lisanssız üretim santralleri ile ilgili TEDAŞ’ın resmi web sitesinde yayınladığı bilgilere göre aşağıdaki sonuçlara ulaşılabilir:

(http://www.tedas.gov.tr/LisansizElektrik/Gecici%20Kabul%20yap%C4%B1lan%20Projeler.pdf)

LUY1  LUY2

– Geçici kabulü gerçekleştirilen lisanssız elektrik üretim santrallerinin güçlerinin dağılımı aşağıdaki gibidir:

– 2014 Aralık Ayı itibariyle Türkiye’de geçici kabulü yapılan lisanssız enerji Santrallerinin sayısı 113’tür.

– Bu 113 santral için toplam kurulu güç 48861,5 kWe’dir.

– 21 Dağıtım bölgesinden 17’sinde geçici kabulü yapılmış lisanssız elektrik üretim santrali mevcuttur.

– Geçici kabulü yapılmamış 4 Bölge Aras, Çoruh, Trakya ve Yeşilırmak EDAŞ’tır.

– Bu 4 bölgenin de Türkiye coğrafyasının kuzeyinde yer almasının en önemli sebebi, lisanssız elektrik üretimi fırsatının ülkemizde ağırlıklı olarak güneş enerjisine dayalı elektrik üretimi için kullanıldığı ile açıklanabilir.

– Geçici kabul yapılmayan 4 bölgeden Aras Edaş’ın kapsamında yer alan Erzurum ili için ise Güneş Enerjisine dayalı ilk olan 4.9 MW’lık lisans verilmiştir.

– Geçici kabul yapılmış lisanssız elektrik üretimi yapan tesislerin yer aldığı bölgelere bakıldığı zaman en az gücün paylaşıldığı 2 bölge olan Boğaziçi ve Ayedaş ise İstanbul ilini kapsamaktadır.

– En yüksek geçici kabul yapılan bölge 12078,6 kWe ile Toroslar Bölgesidir. Toroslar Bölgesi’nin bu değere ulaşmasını sağlayan en temel unsur Sunar Mısır Entegre Tesisleri A.Ş’ye verilen 7744 kWe gücündeki izindir.  Bu üretim kapasitesine sahip Türkiye’nin en büyük lisanssız Bakanlık onaylı kojenerasyon tesisi pozisyonundadır.

– Toplam kapasite içerisinde yer alan Ser Metal Sanayi ve Ticaret A.Ş’ye ait 250 kWe’lık Rüzgar Enerjisi tesisi ise Balıkesir ilinde Uludağ Edaş bünyesindedir.

– Bu rüzgar enerjisi santrali ile Türkiye`de lisanssız rüzgâr sınıfındaki ilk geçici kabul de yapılmış oldu. Bu demek oluyor ki rüzgâra dayalı lisanssız elektrik üretimi yine rüzgâr türbinlerinin yoğun olarak konumlandırıldığı Balıkesir`in Gönen ilçesinden başladı.

– Balıkesir Gönen’deki yatırımda kullanılan Vira marka türbin Northel Enerji A.Ş. tarafından üretildi. Bu türbin ile Türkiye`de imal edilerek elektrik üretimine geçirilen uluslararası standartlardaki ilk rüzgâr türbini unvanı elde edildi.

– Geçici kabulü yapılan santraller listesinde ilk sırayı Muğla Belediyesi’nin tesislerinden biri için kurulan GES alıyor. Bu santralin projesinin onay tarihi 27 Kasım 2012, kabul tarihi ise 10 Şubat 2013’tür.

– Bununla birlikte TEDAŞ Geçici kabulü 29 Ocak 2013 tarihinde gerçekleştirilen Gürsu Belediyesi’nin Güneş Enerjisi Santrali için bir aylık test süresinin ardından 5 Mart 2013 tarihinde mahsuplaşmaya başlanarak 4 Nisan 2013’te de ilk mahsuplaşmasını yapmış ve faturası Uludağ EDAŞ tarafından kesilmiştir.Tesis mahsuplaşma ve faturayla birlikte LUY kapsamında tamamlanan ilk Güneş Enerji Santrali olmuştur.

– Gürsu Belediyesi’ne ait GES aynı zamanda Projesi onaylanan ilk yüksek gerilimden bağlı GES’tir.

– Lisanssız elektrik üretiminin üst sınırı olan 1 MW kapasitede kurulan santrallerin sayısı 7’dir ve bunların tamamı Güneş Enerjisine ayrılmıştır.

– Lisanssız elektrik üretiminde 3 adet 1200 kWe ile çöp gazı elektrik santralinin geçici kabulü yapıldığı görünüyor.

– Yatırımların içerisindeki 11 üretim tesisi için direk olarak belediyelerle başvuru yapılmış. 3 tesisin de başvurusu direk üniversiteler üzerinden yapılmıştır.

– Geçici kabulü yapılmış lisanssız elektrik üretimi santrallerinin illere göre dağılımı ise aşağıdaki haritadan rahatlıkla görülebilir.

– Geçici kabulü yapılmış santraller toplam 30 ilde toplanmış.

LUY3

– 51 ilde herhangi bir lisanssız elektrik üretim tesisinin geçici kabulü yapılmamış.

– Geçici kabulü yapılmış santrallerin yoğun olarak bulunduğu iller sırayla

İzmir, Kayseri, Ankara, Antalya, Konya olarak görünüyor.

LUY4

– Geçici kabulü yapılmış santraller incelendiği zaman Orta Karadeniz, Doğu Karadeniz, Doğu Anadolu, ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin zayıflığı dikkat çekiyor.

– Geçici kabulü yapılmış yatırımların Ege ve Akdeniz kıyılarında yoğunlaştığı belirgin bir şekilde dikkat çekiyor.

– Geçici kabulü yapılmış lisanssız elektrik üretim santrallerinin illere göre büyükten küçüğe güçlerinin sıralanışı aşağıdaki gibidir.

LUY5

– En yüksek geçici kabul yapılan il 8919,8 kWe ile Adana’dır. Daha önce de belirtildiği gibi Adana’nın bu değere ulaşmasını sağlayan en temel unsur Sunar Mısır Entegre Tesisleri A.Ş’ye verilen 7744 kWe gücündeki izindir.  Bu üretim kapasitesine sahip Türkiye’nin en büyük lisanssız Bakanlık onaylı kojenerasyon tesisi pozisyonundadır.

– 2.sırada yer alan Kayseri İli’ne ait 10 üretim tesisinin 7’sinin 500 kWe’den büyük olmasının sonucunda yapılan son düzenlemelerle yükseltilen lisanssız sınırının en çok bu şehre yaradığı açıkça görünmektedir.

– Tüm santraller göz önüne alındığı zaman ortalama başvuru başına geçici kabulü yapılan güç ise yaklaşık olarak 396 kWe’dir.

– Güneş enerjisi yatırımları için gözde il Karaman’ın bu listede olmaması ise dikkat çekici bir noktadır.

– Geçici kabulü yapılan santrallerin 25’i 2013 yılına ait, 88’i 2014 yılına ait, ilk yasal düzenlemelerin tamamlandığı 2012 yılında ise geçici kabul mevcut değildir.

– 2014 yıl sonu itibariyle yaklaşık olarak Türkiye toplam kurulu gücü 69000 MW civarında düşünülür, lisanssız elektrik üretimi de 49 MW kabul edilirse, lisanssızların toplam kurulu güce oranı %0.07 ile çok düşük bir paya sahip olduğu net bir şekilde görünüyor.

– 14 Mart 2013’te tarihli düzenlemeden (üst sınırın yükseltilmesi) önce geçici onay almış santral sayısı 4 tanedir ve bunların toplam kurulu güçleri 286.8 kWe, bu tarihten sonra toplamda 109 santral devreye alınmış ve bunların toplam kapasitesi 48574,7 kWe’dir. Oranlandığı zaman düzenlemeden sonra geçici kabul almış güç toplam kabul almış gücün %99’unu oluşturmuştur.

Ülkemizde son zamanlarda sıkça gündeme gelen lisanssız elektrik üretiminden kaynaklı kapasitenin hızla artarak enerji sektörüne katkısı küçümsenemez bir gerçektir. Gerek yatırımcıların gerek dağıtım bölgelerinin gerekse TEDAŞ’ın yoğun çalışmaları ve iyileştirmeleriyle lisanssız kurulu gücün toplam kurulu güçteki payı hızla artmaktadır. Sürekli devam eden iyileştirmeler ve bilinçli yatırımcıların artmasıyla birlikte bu süreç daha da kolaylaşacaktır. Yakın bir zamanda tüketicilerin aynı zamanda potansiyel bir üretici olduğu hepimizin kabul edeceği bir gerçek olacaktır.

Yorum Bırak

34) Hidroelektrik Santrallerin Üretimdeki ve Kurulu Güçteki Durumunun Değerlendirilmesi

Son dönemlerde yenilenebilir enerjinin sıkça gündeme geldiği ve yaygınlaştığı ülkemizde, bu sektörün Türkiye’deki ilk temsilcisi hidroelektrik santraller popülerlikteki sırasını rüzgar ve güneş enerjisine devrediyor. Bu durumun en önemli sebeplerini aşağıdaki gibi genelleyebiliriz

  • Rüzgar enerjisinin tüm dünyada popülerliğinin artması
  • Türkiye’de rüzgara verilen önemin artması ve lisans başvurularının duyurulması
  • Güneş enerjisinde dağıtılmaya başlanan ilk lisanslar
  • Lisanssız üretime olan talebin daha çok güneş enerjisinde önem kazanması
  • Hayvancılık ve tarımın yoğun olarak yapıldığı ülkemizde Biyogaz santrallerinin kıymetinin anlaşılması
  • Kaynak bakımından zengin olmasına rağmen yeni yeni gündeme gelmeye başlayan jeotermal tesisler

Popülerliğini kaybetse bile hidroelektrik santrallerin üretimdeki payı göz ardı edilemeyecek kadar büyüktür. TEİAŞ’ın Resmi Web sayfasında yayınladığı günlük üretim, alınabilir güç ve emre amadelik oranları incelendiği zaman karşımıza çıkan rakamları şu şekilde ifade edebiliriz. (Değeler 01.06.2013-30.11.2014 tarihleri arasındaki veriler incelenerek çıkarılmıştır.)

18 ay boyunca toplam üretilen elektrik miktarı 370.805.939 MWh. Bu üretilen enerjinin hidroelektrikten sağlanan miktarı 68.785.005 MWh. Bu değerlere bakıldığında üretilen enerjinin yaklaşık %18,6’sı HES’lerden sağlanmıştır. Bu üretimin hem barajlı hem akarsu tipindeki santrallerin toplamı şeklinde göz önünde bulundurulduğu unutulmamalıdır.

İncelenen verilerin tarihleri içerisinde en çok elektriğin üretildiği günler 2014 yılının Ağustos ayına ait, aynı tarihler içerisinde hidroelektrik santrallerden üretilen elektriğin zirve yaptığı günler 2013 Aralık ayına aittir. Burada göz önünde bulundurulması gereken bir önemli nokta da emre amadelik oranlarının en yüksek olduğu tarihlerin 2013 Haziran ayının içerisinde yer almasıdır.

Toplam elektrik üretiminin en az olduğu tarihler 2013 ve 2014 yıllarının Ekim ayları iken, hidroelektrik santrallerde üretimin en az olduğu tarihler 2014’ün son bahar aylarının içerisinde dağılmış olmasıdır. Üretimin az olduğu aylar ile benzerlik gösteren emre amadelik oranlarının düşüklüğü birbirleriyle direk ilişkilendirilebilir.

Haziran 2013 ile Kasım 2014 tarihleri arasındaki süreçte günlük ortalama üretilen elektrik miktarı 676.653 MWh iken bu elektriğin yine benzer oranda %18,6 ile 125520 MWh’i HES’lerden karşılanmıştır.

Enerji Bakanlığı’nın belirlemiş olduğu değerlere göre ülkemizde 36.000 MW HES, 48.000 MW RES, 2.000 MW da elektrik üretimine uygun JES potansiyeli mevcuttur. Bunun dışında, ülkemizin enerji ihtiyacının biyokütleden karşılanabilecek miktarı yılda 1,3 milyar kWh, güneş enerjisinden ise 380 milyar kWh olarak belirtilmiştir.

2023 hedefleri göz önünde bulundurulduğu zaman hidroelektrik potansiyelinin tümünün (36 GW) elektrik üretimi için devreye sokulması, rüzgâr kurulu gücünün 20 GW’a çıkarılması, jeotermal için 600 MW’lık kapasitenin devreye alınması ve güneş enerjisinde 3 GW kurulu güce ulaşılması amaçlanıyor. Bu durumda hedeflere en yakın değerler son dönemlerde popülerliğini kaybetse de hidroelektrik santrallerine ait olduğu rahatlıkla anlaşılıyor.

Yorum Bırak

33) Kuraklığın Elektrik Üretimine Olumsuz Etkisi

Son yıllarda sıkça gündeme gelen “Kuraklık” konusu doğanın tamamını olumsuz etkilediği gibi bunun enerji sektörüne verdiği zarar da büyük. Gündemin popüler konusu olan yenilenebilir enerji kaynaklarının daha çok kullanılması için yapılan iyileştirmeler bir yandan devam ederken, yaşanan kuraklık sorunu hidroelektrik santralleri olumsuz etkilemiştir. Yenilenebilir enerji kaynaklarının daha çok kullanılarak enerjide dışa bağımlılığın azaltılması için çabalar sürerken, barajlar ve akarsulardaki su miktarlarının azalması kurulu gücü artmasına rağmen HES’lerin ürettikleri enerji miktarlarını düşürmüştür.

TEİAŞ Raporlarından alınan verilere bakıldığı zaman, 2013 yılı sonunda sahip olduğumuz toplam 467 adet baraj tipi ve akarsu tipi hidroelektrik santral sayımız 31 Ağustos 2014 tarihi itibariyle 2 tane barajlı, 33 tane de akarsu tipi santralin devreye alınmasıyla 502’ye ulaşmıştır. Kurulu güç olarak düşünüldüğünde aynı dönem içerisinde eklenen santrallerle 22.289 MW olan kurulu güç yaklaşık 23.323 MW’a ulaşmıştır. Artan santral sayısı ve kurulu güce bakılırsa sistemimize HES’lerden sağlanan enerjinin artması tahmin edilirken bu değerlerde büyük düşüşler yaşanmıştır.

image

Kuraklığın sıkça gündeme geldiği yaz aylarında sistemimize HES’lerden sağlanan enerji miktarları yine TEİAŞ’ın yayınladığı günlük raporlardan da anlaşılacağı gibi büyük bir düşüş göstermiştir. Bu raporlar incelendiği zaman Temmuz, Ağustos, Eylül ayları için 2013 ve 2014 verileri karşılaştırıldığında her ay için yaklaşık 1.000.000 MWh üretim kaybı olduğu rahatlıkla gözlenebilir, bu veriler bir önceki seneye göre yaklaşık %20 kayıp anlamına gelir.

image

Temmuz, Ağustos, Eylül 2014 kayıplarının toplamda yaklaşık 3 milyon MWh’i bulmasının, ekonomimize zararı da küçümsenemez. HES’lerdeki bu kayıp, üretimde açığın oluşması anlamına gelir ve bu açığa kış aylarında yaşanacak doğalgaz sıkıntısı da eklenirse daha büyük problemlerle karşılaşabiliriz.

Yorum Bırak

32) Rüzgar Enerjisi’nin Dünü (1998), Bugünü (2014) ve Yarını (2023)

Ülkemizde son dönemlerde sıkça gündeme gelen yenilenebilir enerji sistemlerinin elektrik enerjisi üretimi için kullanımının yaygınlaştırılması için yapılan çalışmalar, 2023 hedeflerinin belirlenmesinden sonra tüm resmi kurum ve kuruluşların yanı sıra sektörle ilgili sivil toplum kuruluşları tarafından da hızlandırılmıştır.

Yüksek Planlama Kurulu’nun 18/5/2009 tarih ve 2009/11 sayılı Kararı ile yayınlanan Elektrik Enerjisi Piyasası ve Arz Güvenliği Strateji Belgesinde, yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik enerjisi üretimi içerisindeki payının Türkiye Cumhuriyetinin 100. Kuruluş yıldönümünün kutlanacağı 2023 yılında en az %30 düzeyinde olması hedeflenmektedir. Yenilenebilir enerji kaynakları içerisinde yer alan hidroelektrik potansiyelimizin tamamının elektrik enerjisi üretiminde kullanılması hedefinin dışında, 600 MW lık jeotermal potansiyelinin tamamının devreye alınması, güneş enerjisine dayalı elektrik üretiminin kullanılması uygulamasının yaygınlaştırılması ve rüzgar enerjisine dayalı kurulu gücün en az 20000 MW olması hedeflenmiştir.

Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı’nın yaptığı bilgilendirme de Türkiye için yer seviyesinden 50 metre yükseklikte, 7,5 m/s üzeri rüzgar hızlarına sahip bölgeler içerisinde kilometrekareye 5 MW gücünde RES kurulabileceği kabul edilmektedir. Bu bilgiler ışığında, orta-ölçekli sayısal hava tahmin modeli ve mikro-ölçekli rüzgar akış modeli kullanılarak üretilen rüzgar kaynak bilgilerinin verildiği Rüzgar Enerjisi Potansiyel Atlası (REPA) hazırlanmıştır. Yapılan bu çalışmaların ardından Türkiye’nin rüzgar enerjisi potansiyeli 48000 MW olarak belirlenmiştir. Bu potansiyele karşılık gelen toplam alan Türkiye yüz ölçümünün %1,30’una denk gelmektedir.

Türkiye’de şebekeye bağlı rüzgâr enerjisi ile ilk elektrik üretimi 1998 yılında başlamış ve 8,7 MW kurulu güç ile yıl tamamlanmıştır. Daha sonra ikinci yatırım olarak 2000 yılında 10,20 MW, üçüncü olarak 2003’te 1,20 MW devreye alınmıştır. 1999, 2001, 2002, 2004, 2005 yıllarında herhangi bir yatırım yapılmamış, 2006 yılından itibaren ise bu yatırımlar ivme kazanmış ve hız kesmeden devam etmiştir. 2006 yılından sonra gerçekleşen önemli gelişmelerin kaynağı ise 10.05.2005 tarihinde yayınlanan 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun’dur.

Strateji belgesinin yayınlandığı yıl olan 2009’un sonunda kurulu güç 791,6 MW olarak tespit edilmiştir. 14 yılın sonunda yapılacak yatırımlarla bu rakamın yaklaşık 25 katına çıkarılması hedeflenmesi iddialı bir rakam olarak kabul edilmiş olsa bile, Türkiye potansiyeli düşünüldüğünde aslında bu rakamın rüzgar enerjisi potansiyelinin yarısından az bir değeri temsil ettiği rahatlıkla anlaşılmaktadır. Doğru bir yol haritası ile bu hedeflere ulaşılabilmenin mümkün kılınması için çalışmalar hız kesmeden devam etmektedir.

2014 Ocak ayı TÜREB (Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği) İstatistik Raporu’na göre işletmedeki RES’lerin kurulu gücü 2958,45 MW, inşaat halindeki RES’lerin toplam gücü ise 980,90 MW olarak yayınlanmıştır. Bunun yanısıra EPDK’nın lisans sorgulama sayfasındaki verilere göre yürürlükte olan rüzgar lisanslarının toplam elektriksel kapasitesi 9717 MW civarındadır. Kısa bir süre önce yayınlanan Avrupa Rüzgar Enerjisi Birliği’nin verilerine göre Türkiye’nin kurulu rüzgar enerjisi kapasitesinin geçen yıl yüzde 28 artışla 3000 MW ulaşmasıyla Türkiye rüzgardan elektrik üretiminde Hollanda’yı geride bırakarak Avrupa’nın 10. büyüğü olmuştur. 24-30 Nisan 2015 tarihlerinde de hedefe ulaşmak için yapılan çalışmalar kapsamında rüzgâr enerjisine dayalı başvuruların kabul edileceği belirtilmiştir. Değerler ve çalışmalar göz önüne alındığında kurulu gücün hızla artması yatırımcılar için de örnek teşkil etmekte ve bu yatırımların yaygınlaşması için olanak sağlamaktadır.

Bu değerlerin hızla artarak öncelikli olarak 2023 hedeflerindeki değer olan 20000 MW’a, daha sonraki dönemlerde de tüm potansiyelin kullanılabileceği değerlere ulaşılması isteniyorsa, tüm sektör katılımcılarına büyük sorumluluklar düşüyor. Teşvik ve finansman mekanizmalarının geliştirilmesi, mevzuat düzenlemeleri, bilinçli yatırım, gerekli altyapının sağlanması, lisans ve izin süreçlerinin kolaylaştırılması gibi çalışmalar hedeflere ulaşmak için öncelikli atılması gereken adımları oluşturmaktadır.

Yorum Bırak

31) Serbest Tüketici Olma Yolunda Bilgilendirme

Serbest Tüketici Limiti’nin 30 Ocak 2014 Tarihli ve 28898 Sayılı Resmi Gazetede Yayımlanan Kurul Kararı ile 4500 kWh/yıl değerine düşürülmesiyle birlikte aylık ortalama 133 lira harcaması olan aboneler serbest tüketici olabilecek. Limitteki bu düşüş ile birlikte 0 kWh/yıl (limitin ortadan kaldırılarak her tüketicinin serbest tüketici kategorisine ulaşması) hedefi için bir adım daha atıldı. 4 Eylül 2002 tarihli ve 24866 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmak suretiyle yürürlüğe giren ilk Serbest Tüketici yönetmeliğiyle bugüne kadarki süreçte bu limit aşağıdaki tabloda belirtildiği gibi düşüş göstermiştir.

serbest-tketici-limiti-analiz

Kendi tedarikçisini seçme şansına sahip olan serbest tüketicilerin tedarikçilerini seçmeden önce bilmeleri gereken hususlar vardır. Yazımda, serbest tüketicileri bilgilendirme yönünde bu hususlardan bahsedeceğim. Kendi elektrik tedarikçisini seçmek isteyen bir tüketicinin ilk dikkat ettiği nokta tabi ki de en ucuz fiyatı hangi tedarikçinin sağladığıdır. Fakat sürekli, güvenilir ve kaliteli bir elektrik tedariği için fiyatın yanısıra göz önünde bulundurulması gereken noktalar vardır. Bilindiği üzere elektrik tarifeleri yapılırken farklı kullanımlara göre değişik elektrik tarife grupları oluşturulmuştur. Her bir tarifenin ayrı fiyatlandırması bulunmakla birlikte bu fiyatlar her 3 ayda bir EPDK tarafından yeniden düzenlenmektedir. Serbest Tüketici olarak indirimli elektrik alma, belirlenen bu tarife fiyatlarına uygulanan indirim oranında ucuza elektrik ihtiyacını karşılama anlamına gelir. Tüketiciler elektrik ihtiyaçlarını karşılamak için bölgenin dağıtım firmasıyla çalışmaya devam edebilecekleri gibi, tedarikçi kategorisinde lisanslandırılmış firmalarla da anlaşabilirler. Tedarikçi ve tüketici arasındaki ticari ilişkinin temel çalışma mantığı şu şekildedir: Tüketimini karşılamak için tedarikçisini seçen tüketiciyle elektrik tedarikçisi arasında bir anlaşma sağlanır, tedarikçi tüketiciye elektriğini satar, dönem içerisinde sattığı elektriği faturalandırır ve tahsilatını gerçekleştirir. Piyasadaki uygulamalar yetkili kurumların kontrolü altındadır ama tedarikçi ile tüketici arasındaki fiyat anlaşması, faturalar veya sözleşmeler bu iki taraf arasında gerçekleşir. Elektrik somut olarak alınıp satılan bir varlık olmadığı için bunu bir hizmet satışı olarak düşünebiliriz, bu yüzden de fiyatın yanısıra hizmetin kalitesi unutulmamalıdır. Tüketici hizmet kalitesi işin içine girdiği zaman çekimser davranıp, tedarikçisini değiştirmemeyi tercih eder çünkü kafasındaki soru işaretlerinden dolayı önyargılı davranmaktadır. Tüketiciyi bu duruma sürükleyen birkaç konuya değineceğim.

– Mevzuat gereği serbest veya serbest olmayan tüketicilerin her ikisininde elektrik sayaçları bağlı oldukları dağıtım şirketlerinin sorumluluğunda bulunmakta ve bu dağıtım firması tarafından okunmaktadır. Okunan bu değeler ve bilgiler “Sayaç Okuma Tutanağı” ile tüketicilere teslim edilmektedir. Bu bilgiler online olarak da sisteme girilmektedir. Sayaç verilerini alan elektrik tedarikçileri serbest tüketiciyle yaptıkları anlaşmaya göre faturalandırmalarını gerçekleştirmektedir. Serbest tüketiciler de bu fatura tutarını tedarikçileriyle yaptıkları anlaşmaya göre ödemektedirler. Burdan da anlaşılacağı üzere sayaç okuma işlemi serbest tüketici veya serbest olmayan tüketici için aynıdır.

Elektrik dağıtımı elektriğin son kullanıcıya ulaştırılmasıdır. Bir dağıtım sisteminin şebekesi elektriği iletim sisteminden tüketiciye ulaştırır. Örnek olarak, şebeke; trafo merkezleri, orta gerilim hatları, dağıtım merkezleri, dağıtım transformatörleri, alçak gerilim dağıtım hatları ve bazen ölçü devrelerini kapsar. (http://tr.wikipedia.org/wiki/Elektrik_da%C4%9F%C4%B1t%C4%B1m%C4%B1) Serbest tüketici konumuna geçişte, kullanılan elektriğin dağıtımı, kalitesi, bağlantı yeri, dağıtım şirketi değişmez bu yüzden serbest tüketici olmuş bir kullanıcı elektrikte meydana gelebilecek elektrik kesintisi, voltaj düşüklüğü, dağıtım aksaklıklarının veya arızalarının tedarikçisinden kaynaklandığını düşünmemelidir. Çünkü kullanılan elektrik dağıtım sistemi serbest olmayandan serbest olan tüketici konumuna geçişte aynı kalmaktadır.

– Yukarda şu hususu belirtmiştik: Serbest Tüketici olarak indirimli elektrik alma, belirlenen bu tarife fiyatlarına uygulanan indirim oranında ucuza elektrik ihtiyacını karşılama anlamına gelir. Bu yüzden İndirim birim fiyata uygulanır, faturada belirlenen diğer fiyat bileşenlerine (KDV, Belediye Tüketim Vergisi, TRT Payı, Dağıtım Bedeli, İletim Bedeli, Kayıp Bedeli, Enerji Fonu) sabit değerli olanlarda indirim söz konusu değildir.

– Yıl içerisinde veya gün içerisinde tüketim miktarı değişik nedenlerden dolayı tüketiciler arasında  farklılık göstermektedir. Serbest tüketici olup tedarikçi seçme süreci başlayınca, tedarikçiler yüksek indirim oranıyla daha kaliteli bir hizmet sunabilmek ve müşteriyi portföylerine dahil etmek için eski dönem tüketim verilerini bilmek isterler. Ancak, tüketimin fatura tutarı yerine kWh değeri önemlidir. Çünkü sürekli değişen tarife değerleri yerine tüketilen enerji miktarının bilinmesi tedarikçinin yıllık planlaması ve müşterisine daha uygun koşullar sunabilmesi için önemlidir.

Elektrik sisteminin özelleştirmelerle birlikte gelişiminin hızlanmasıyla birlikte piyasa katılımcıları arasında farklı bağlantılar öne çıkmaya başladı. Serbest tüketici ve Tedarikçi de bu ikili çalışmalardan birini oluşturmaktadır. İndirimli elektrik tedariğini oluşturan bu iki tarafın yanısıra, bu aşamada yetkili Resmi Kurumlar ve özelleştirmelerin ardından özel sektörü temsil eden dağıtım firmaları diğer katılımcıları oluşturmaktadır. Bütün katılımcılar için düzenlemeler ve kontrollerin devamı sağlanmakta koşullara uyum sağlaması için sürekli bir çalışma yürütülmektedir. Unutulmamalıdır ki tedarikçi ve serbest tüketiciyi bir arada tutan bağlayıcı etmen de yapılan sözleşmedir. Sözleşmenin bütün maddeleri titizlikle incelenmeli  iki taraf için de verimli anlaşma sağlanmalıdır.

Yorum Bırak

30) Güneş Enerjisinde Yerli Ürünlerin Kullanımının Etkisi

14 Haziran 2012 tarihli ve 28323 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Kurul Kararı’na göre toplam kurulu gücü 600 (altıyüz) MW olacak ilk güneş enerjisine dayalı üretim tesisleri için üretim lisansı başvurularının 10-14 Haziran 2013 tarihleri arasında alınmasına karar verilmişti.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın resmi sayfasında yayınladığı geçmiş dönemlere ait kurlara bakılırsa

14 Haziran 2012 için (Kurul Kararı’nın Resmi Gazete’de yayınlanma tarihi)

2012

14 Haziran 2013 için (Lisans Başvurularının alınması için son tarih)

2013

31 Ocak 2014 için (Bugünkü değerlendirmeler için en güncel iş gününe ait veri)

2014

Kararın alındığı tarihte yatırım yapmayı planlayan biri için yatırım maliyeti olarak anahtar teslim sistem 1200 Euro/kWp ile 1300 Euro/kWp olarak belirleyelim. Bu fiyat son dönemler için baz alınabilecek sabit sistemin kurulum birim fiyat tahminidir (Kaynak: http://www.teqen.com/ ). Güneş enerjisinin yatırım maliyetlerinin gün geçtikçe düştüğü varsayıldığında bu birim maliyetin geçmiş 2 yıl için daha yüksek olması anlamına geliyor (Kaynak: http://www.enerjigazetesi.com/2013-de-gunes-yili-olacak/). Ancak analizde amaç döviz ile yapılan kurulumun birim maliyetinin TL karşılığındaki yatırımcıya olan zararı olduğundan; birim maliyetin daha yüksek olması demek yapılan bu analizde hesaplanacak zararın minimum seviyede tutulduğunu gösterir. Bu yatırımcı için en iyi şartlarda bile ettiği zararın ne kadar fazla olduğunu ifade etmektedir.

-Kararın yayınlandığı tarih için 1 MW = 1000 kW yatırım yapmayı planlayan bir yatırımcının hazırladığı fizibilitelerde toplam tutar 1000 kWp * 1300 Euro/kWp * 2.2804 TL/Euro = 2 964 520 TL’dir.

-Lisans için başvuru yapacağı son gün hesapladığı tutar 1000 kWp * 1300 Euro/kWp * 2.4696 TL/Euro = 3 210 480 TL’dir.

-Bugün için lisansın verildiği kesinleştirilse ve yatırımcı kurulum için anlaşmaya varsa 1000 kWp * 1300 Euro/kWp * 3.0782 TL/Euro = 4 001 660 TL’dir.

Her geçen gün pazar payında ilerlemesi için çeşitli çalışmalar yapılan Güneş Enerjisi yatırımları için yabancı ürün kullanımından kaynaklı kur farkından bile zarar büyük oluyor.

Bu konuda dikkat edilmesi gereken bir husus ise YEKDEM kapsamında alım garantisinin birim fiyatıdır. Bilindiği üzere YEKDEM kapsamında gerekli başvurular yapılırsa güneş enerjisine dayalı üretilen elektriği 10 yıl süreliğine 13.3 Cent (Dolar) / kWh olarak alım garantisi mevcuttur. Burda satın almanın dolar biriminden yapılması üretici için büyük bir avantajdır. Çünkü bu süre zarfında dolar için kurdaki artış aşağıdaki şekilde gerçekleşmektedir.

14 Haziran 2012 için (Kurul Kararı’nın Resmi Gazete’de yayınlanma tarihi)

2012 2

14 Haziran 2013 için (Lisans Başvurularının alınması için son tarih)

2013 2

31 Ocak 2014 için (Bugünkü değerlendirmeler için en güncel iş gününe ait veri)

2014 2

Yatırımcının kur farkından etkilenmemesi için çözümün kaynağı “YERLİ PANEL ÜRETİMİ”. Çünkü temelde iki önemli husus bu çözümü destekliyor. Bunlardan ilki yerli üretimde kur farkının en aza indirilebileceğidir. Yerli üretim yapan üreticiden tedariği tamamlanan ürünlerin satın alımlarının TL cinsinden yapılması yatırımcı için avantaj sağlamaktadır. Ancak burada dikkat edilmesi gereken bir husus şu ki: Yerli panel üreticisinin üretim sırasında kullandığı malzemelerin de yerli firmalardan sağlanması veya bu yönde yatırımların desteklenmesidir. Ancak %100’e yakını yerli malzemeden üretilebilecek bir ürün bu piyasaya katkı sağlar. Güneş enerjisi santrali için gerekli malzemelerin ithal edilmesi ve bu ürünlerin entegrasyonu ile kur farkının etkisi ortadan kaldırılamaz. Yerli panel üretiminin çözüm olmasını destekleyen ikinci husus ise YEKDEM kapsamında gerçekleştirilen alım garantisinin 13.3 Cent (Dolar) / kWh değerinden 20 Cent (Dolar) / kWh değerine yükseltilmesidir. Yekdem kapsamında, üretim tesislerinde yerli malzemelerin kullanılacağı sistemlere daha yüksek birim fiyattan alım garantisinin sağlanması üretici için büyük fırsattır.

Yazımın sonuna yaklaşırken, belirtmek istediğim önemli bir nokta sadece üretilen enerjiye olan desteğin değil, yerli panel üreticisine olan desteğin de arttırılmasıdır. Temelinde güneş enerjisi verilerine göre yapılmış bir analiz olmasına rağmen bunun diğer tüm enerji üretim sistemleri için de geçerli olduğunu göz önünde bulundurmak gerekir.

Yorum Bırak

29) Elektrik Faturası

Elektrik piyasası son dönemlerde lisanslı-lisansız üretim, dağıtım alanındaki özelleştirmeler, toptan ve perakende satış firmalarının artışı ve en önemlisi Enerji Borsası kurulumunun hız kazanması ile birlikte büyük gelişim sürecine girmiştir. Serbest Tüketici limitindeki düşüş ile piyasadaki elektrik tedarikçileri ve pazar arayışları da elektrik piyasasının gelişmesine katkı sağlamaktadır. Üretimde, tüketimde veya diğer işlem basamaklarında, piyasa katılımcılarının ilgilendiği en önemli husus elektrik fiyatının belirlenmesidir. Türkiye’de nüfusun büyük bir kısmı son tüketici kısmını oluşturduğundan elektrik fiyatı dendiği zaman tüketici kendisine ulaşan elektrik faturasını göz önünde bulundurmaktadır. Elektrik tüketicilerinin çoğu eline ulaşan aylık bildirimde faturanın sadece son kısmındaki ödenecek tutar ile ilgilenir. Oysa bu değere ulaşana kadar fiyata farklı bileşenler dahil olmaktadır. Piyasa temelde iki fiyatta incelenebilir. EPDK tarafından düzenlenen perakende satış (aktif enerji) fiyatı sadece görevli perakende satış şirketinden düzenlemeye tabi tarifelerle enerji satın alan tüketiciler için belirlenmektedir. İkili anlaşmalarla piyasadaki tedarikçilerden enerji satın alan serbest tüketiciler için ise enerji fiyatları EPDK tarafından düzenlenmemektedir. Aşağıda serbest olmayan tüketicilerden yani görevli perakende satış şirketinden düzenlemeye tabi tarifelerden bahsedeceğim.

Bilindiği üzere elektrik tarifeleri yapılırken farklı kullanımlara göre değişik elektrik tarife grupları oluşturulmuştur. Her bir tarifenin ayrı fiyatlandırması bulunmakla birlikte bu fiyatlar her 3 ayda bir EPDK tarafından yeniden düzenlenmektedir. Elektrik tarife gruplarının belirlenmesindeki kıstaslardan biri tek zamanlı veya çok zamanlı olarak ayrılmasıdır. Tek zamanlı tarifede günün her bir saatinde kullanılan elektrik enerjisi için aynı bedel uygulanırken çok zamanlı tarifede gece, gündüz ve puant zaman dilimleri için farklı bedeller uygulanmaktadır. Gece zaman dilimi 22:00-06:00 saatlerini, gündüz zaman dilimi 06:00-17:00 saatlerini ve puant zaman dilimi 17:00-22:00 saatlerini içermektedir. Bunun dışında gerilim hatlarına bağlantı şekilleri; sanayi kuruluşu, ticarethane, mesken veya özel durumlara göre fiyatlar belirlenmiştir. Her üç ayda bir yayınlanan elektrik tarife fiyatlarına EPDK’nın aşağıdaki belirttiğim adresinden ulaşabilirsiniz.

http://www.epdk.gov.tr/index.php/elektrik-piyasasi/tarifeler?id=133

Elektrik faturasını incelemeye başlarsak faturada dikkat edilecek ilk husus da yukarıda belirttiğimiz müşteri grubunun tanımlamasıdır. Farklı tüketici grupları için belirlenmiş birim fiyat bulunmaktadır. “Aktif Enerji” olarak belirtilmiş kolonun son endeks ve ilk endeks arasındaki farktan tespit edilen tüketim miktarımız bu birim fiyat ile çarpılmaktadır (Şebekeden çekilen güç aktif, reaktif ve görünür güç olmak üzere üçe ayrılır. Reaktif güç ise endüktif ve kapasitif güç olarak ikiyi ayrılır. “Reaktif Enerji Bedeli:” Dağıtım sistemi kullanıcılarından reaktif enerji uygulamasına tabi olanlar için “işletmeler” ilgili mevzuatta reaktif enerjiye ilişkin olarak belirlenen sınırların aşılması halinde Usul ve Esasların ilgili maddelerinde belirtilen şartlar dahilinde uygulanan bedeldir). Bu birim fiyat kayıp kaçağın dahil edilmiş olduğu fiyattır. Kayıp-kaçak bedeli elektrik sisteminde ortaya çıkan teknik ve teknik olmayan kaybın maliyetinin kayıp-kaçak hedefi oranları ölçüsünde karşılanabilmesi amacıyla belirlenen bir bedeldir. Kayıp-kaçak bedeli Elektrik Piyasası Kanunu, Elektrik Piyasası Tarifeler Yönetmeliği, Dağıtım Sistemi Gelirinin Düzenlenmesi Hakkında Tebliğ ve diğer ikincil mevzuat gereğince müşterilere tahakkuk ettirilmektedir. Tüketim miktarı ve bu birim fiyatın çarpılmasıyla “Tüketim Tutarı” hesaplanmaktadır. Daha sonra bu fiyata

-Dağıtım Birim Fiyatı * Tüketim Miktarı
Dağıtım bedeli dağıtım sistem kullanım fiyatını kapsamakta olup dağıtım hizmeti sunabilmek için dağıtım sistemine ilişkin yatırım harcamaları, işletme ve bakım giderleri dikkate alınarak hesaplanan ve tüm dağıtım sistemi kullanıcılarından tahsil edilen bir bedeldir.

-Perakende Satış Hizmet Bedeli * Tüketim Miktarı
Perakende satış hizmeti kapsamı, Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliğinde, elektrik enerjisi ve/veya kapasite satımı dışında, tüketicilere sağlanan, faturalama ve tahsilat gibi diğer hizmetler olarak tanımlanmıştır. Perakende satış hizmeti fiyatı perakende satış hizmeti maliyetini yansıtan bir fiyattır.
Perakende satış hizmeti gelir gereksinimi; söz konusu faaliyete ilişkin düzenlemeye esas net yatırım harcamasının itfa tutarı, faturalama ve tahsilat giderleri, tanıtım ve pazarlama giderleri, müşteri hizmetlerine ilişkin giderler, perakende satış ve hizmete ilişkin diğer işletme giderleri, düzenleme giderleri payı, faaliyet giderleri payı, olağan ve olağan dışı giderler payından faaliyet ile ilgili diğer gelirler payı ve olağandışı gelirler payının düşülmesi suretiyle bulunan düzenlemeye esas net işletme gideri, ve amortisman itfa süresi farkı vergi tutarından oluşmaktadır.

-Sayaç Okuma Birim Fiyatı * Tüketim Miktarı
Sayaç okuma bedeli sayaç okuma maliyetlerini yansıtan ve Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği ve Elektrik Piyasası Tarifeler Yönetmeliği kapsamında belirlenen bir bedeldir. Söz konusu bedel tüm dağıtım sistemi kullanıcıları için okuma başına belirlenmektedir.

-İletim Sistemi Kullanım Birim Fiyatı * Tüketim Miktarı
Dağıtım sistemi kullanıcılarına tahakkuk ettirilen iletim bedeli TEİAŞ tarafından dağıtım lisansı sahibi tüzel kişilere fatura edilen iletim tarife tutarının karşılanması için dağıtım lisansı sahibi tüzel kişi tarafından dağıtım sistemi kullanıcılarına uygulanan birim fiyattır.

eklenmektedir. Son olarak da

Kayıplı Tüketim Bedeli (Tüketim Tutarı) * Elektrik Enerjisi Fonu
Nihai tüketiciye elektrik enerjisi satışı yapan lisans sahibi tüzel kişilerin sektör altyapı giderlerine katkı payı, iletim, dağıtım ve perakende satış hizmetlerine ilişkin bedeller hariç olmak üzere belirlenir. Tedarikçiler bu bedeli faturalarında ayrıca gösterir ve tahakkuku takip eden ikinci ayın yirmisinde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına intikal ettirirler. Organize sanayi bölgeleri tüzel kişilikleri, serbest tüketici olarak tedarikçilerden katılımcıları için temin ettikleri enerjiye ilişkin olarak ayrıca katkı payı yatırmaz.” şeklindedir. Halihazırda enerji fonunun oranı %1”dir.

Kayıplı Tüketim Bedeli (Tüketim Tutarı) * TRT Payı Oranı
Nihai tüketiciye elektrik enerjisi satışı yapan lisans sahibi tüzel kişiler, iletim, dağıtım ve perakende satış hizmetlerine ilişkin bedeller hariç olmak üzere, elektrik enerjisi satış bedelinin yüzde ikisi tutarındaki payı (Katma Değer Vergisi, diğer vergiler, fon ve paylar ile benzeri kesintiler hariç) faturalarında ayrıca gösterir ve bu kapsamdaki bedelleri Türkiye Radyo-Televizyon Kurumuna intikal ettirirler.

Kayıplı Tüketim Bedeli (Tüketim Tutarı) * Belediye Tüketim Vergisi Oranı
Belediye Tüketim Vergisinin belirlenmesi EPDK’nın görevleri arasında yer almayıp EPDK tarafından düzenlenen tarifeler fonsuz olarak belirlenmekte ve fon ve vergiler ilgili şirket tarafından bu tarifelere eklenerek abonelere yansıtılmaktadır.

eklenmektedir.

Daha sonra bu toplam “KDV Matrahı” olarak belirlenmekte, ve %18 KDV oranı bu tutar üzerinden hesaplanarak “Toplam Fatura Tutarı” yani son tüketicinin ödeme yapması gereken tutar hesaplanmaktadır.

Kaynak: http://www.epdk.gov.tr/index.php/epdk-sss?id=212

Yorum Bırak

28) 81 İl HES Sayıları ve Analizi

Ülkemizde akarsuların yoğunluğu, akarsuların eğimlerinin fazla olması, ortalama yükseltinin 1132 metre olması, 1000 m’den yüksek alanlar toplam yüzeyin %55.5’ini kapsaması, arazilerin %64’ünün eğiminin %12’nin üzerinde olması temel topoğrafik yapı ve hidrolojik şartlar hidroelektrik enerji üretimi açısından avantaj sağlamaktadır. Yenilenebilir enerji kaynaklarına olan talebin artmasıyla ülkemizde ilk ve en çok yenilenebilir enerji yatırımı hidroelektrikte gerçekleşmiştir. Ülkemizin yenilenebilir enerji potansiyeli içinde en önemli yeri tutan hidrolik kaynaklarımız göz önünde bulundurulduğunda teorik hidroelektrik potansiyel 433 milyar kWh, teknik olarak değerlendirilebilir potansiyel 216 milyar kWh olarak ve ekonomik hidroelektrik enerji potansiyel 140 milyar kWh/yıl’dır. Bu potansiyelin kurulu güçteki ve üretimdeki payı Ocak 2013 itibariyle aşağıdaki gibidir.

GrafikPastasi201308EPDK’nın resmi sayfasında yayınlanan Elektrik Üretim Tesisleri (Santral) Yatırımları ve İlerleme Durumları verilerinde il il HES sayılarının tespiti için aşağıdaki çalışmayı yaptım. Bu verilere bakıldığında ülkemizde hiç enerji santrali bulunmayan il olarak Kilis görünmektedir. Bunun yanısıra 11 ilimizde (Kilis dahil) HES yatırımı görülmemektedir. İlginç bir nokta ise bu şehirlerden ikisi Türkiye’nin 3 büyük şehri olarak kabul edilen İstanbul ve İzmir’dir. Tam 14 ilimizde de santral yatırımlarının tamamını HES’ler oluşturmaktadır. 59 HES yatırımı ile Trabzon lider şehir konumundadır. HES yatırımlarının sayıca çoğunluğunu da Doğu Karadeniz Bölgesi’ndeki illerimiz üstlenmiştir. İl il HES yatırım miktarlarını aşağıdaki tabloda görebilirsiniz.

Adsiz

Kaynak:

http://www2.epdk.org.tr/data/

http://www.eie.gov.tr/yenilenebilir/h_turkiye_potansiyel.aspx

http://www.oryaenerji.com.tr/turkiye_ve_hesler.aspx

Yorum Bırak